Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkilinin ticari hesabından haksız kesintiler yaptığını beyan ederek; dava dilekçesinde belirtilen kalemlerin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davalı bankadan kullandırılan ticari kredi nedeniyle haksız tahsil edildiği iddia edilen kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından özel bilgi ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır. Somut olayda, bankacı...
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/40 KARAR NO : 2022/332 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 14/01/2022 KARAR TARİHİ : 27/04/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkilinin ticari hesabından haksız kesintiler yaptığını beyan ederek; dava dilekçesinde belirtilen kalemlerin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davalı bankadan kullandırılan ticari kredi nedeniyle haksız tahsil edildiği iddia edilen kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından özel bilgi ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır. Somut olayda, bankacı bilirkişiden rapor aldırılması gerektiği, konunun özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği yerleşik yargı kararları gereğidir. Mahkememizce de taraf delilleri toplanmış, gerekli yazışmalar yapılmıştır ve dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş, gerekli masrafların yatırılması için davacı vekiline bilirkişi masrafını yatırması için iki hafta kesin süre verilmiş, kesin süre içinde masraf yatmaz ise dosya kapsamına göre hüküm verileceği ihtaratı da yapılmıştır.("Mahkemece "bilirkişiler için takdir edilen ücretin davacı tarafça iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmadığı takdirde davacı tarafın bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itirazdan vazgeçmiş sayılmasına" şeklindeki kesin süre usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece, bilirkişi ücretinin kesin süre içerisinde yatırılmaması durumunda dosyadaki delillere göre karar verileceği şeklinde kesin süre verilmesi gerekirken hak kaybına ve yanlış yoruma neden olacak şekilde süre verilmesi uygun görülmemiştir"//Yargıtay 3. Hukuk Dairesi., 2013/11161 esas, 2013/15012 karar sayılı ilam) Belirtmek gerekir ki; Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. Hakimin tespit ettiği süreler, kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMKna Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749). Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMKnin 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak, azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.159). K...