Limited şirketin mal varlığından tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan vergi borçlarının kanuni temsilcilerden takip ve tahsili mümkün ise de kanuni temsilci olmayan şirket ortağının takibine olanak bulunmadığı hk.
Danıştay 7. Daire E. 2000/6923 K. 2002/660 T. 18.2.2002 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU LİMİTED ŞİRKETİN MAL VARLIĞINDAN TAHSİL OLANAĞI KALMADIĞI ANLAŞILAN VERGİ BORÇLARININ KANUNİ TEMSİLCİLERDEN TAKİP VE TAHSİLİ MÜMKÜN İSE DE KANUNİ TEMSİLCİ OLMAYAN ŞİRKET ORTAĞININ TAKİBİNE OLANAK BULUNMADIĞI HK. 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: .... İstemin Özeti: Davacının ortağı olduğu limited şirketin 1995 yılının Ekim ve Kasım dönemlerine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrini; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58'inci maddesinden bahisle, dosyanın incelenmesinden, davacı adına daha önce şirketteki hissesi oranında düzenlenen ödeme emrinin .... Vergi Mahkemesince, "tanzim edildiği tarihte ortağa rücu şartlarının oluşmadığı; davalı idarece, şirket mal varlığından tahsil edilemediğine dair herhangi bir tespit yapılmadığı" gerekçesiyle iptal edilmesine rağmen, bu konuda bir tespitte bulunulmadan dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı; bu durumda, ortağı olduğu limited şirketin vergi borçlarının tahsili için hissesi oranında düzenlenen ödeme emri mahkeme kararı ile iptal edilen davacı adına, aynı gün ve takip numarası ile ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden .... Vergi Mahkemesinin 22.9.1999 gün ve E: 1999/142; K: 1999/199 sayılı kararının; yapılan işlemin yasal olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği yolundadır. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergil...