Limited şirketin mal varlığından tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan vergi borçları için kanuni temsilci olmayan şirket ortağının takibine imkan olmadığı hk.
Danıştay 7. Daire E. 2000/7035 K. 2002/3901 T. 3.12.2002 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU LİMİTED ŞİRKETİN MAL VARLIĞINDAN TAHSİL OLANAĞI KALMADIĞI ANLAŞILAN VERGİ BORÇLARI İÇİN KANUNİ TEMSİLCİ OLMAYAN ŞİRKET ORTAĞININ TAKİBİNE İMKAN OLMADIĞI HK. 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: .... İstemin Özeti: Davacının ortağı olduğu limited şirketin 1995 yılının Ocak dönemine ilişkin vergi borcunun tahsil amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrini; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 58'inci maddesinden bahisle, dosyanın incelenmesinden, davacı adına daha önce şirketteki hissesi oranında düzenlenen ödeme emrinin .... Vergi Mahkemesince "tanzim edildiği tarihte ortağa rücu şartlarının oluşmadığı; davalı idarece, şirket mal varlığından tahsil edilemediğine dair herhangi bir tespit yapılmadığı" gerekçesiyle iptal edilmesine rağmen, bu konuda tespitte bulunulmadan dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı; bu durumda, ortağı olduğu limited şirketin vergi borçlarının tahsili için hissesi oranında düzenlenen ödeme emri mahkeme kararı ile iptal edilen davacı adına, aynı gün ve takip numarası ile Şirketin vergi borcunun tamamı için ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden .... Vergi Mahkemesinin 22.9.1999 gün ve E: 1999/137; K: 1999/194 sayılı kararının; yapılan işlemin yasal olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği yolundadır. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri belirtilmiştir. Öte yandan, Türk Ticaret Kanununun 540'ıncı maddesinde, ...