Tüzel kişilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin vergi borçlarını temsilcilerin veya idarecilerin yerine getireceği, ancak bunun için önce asıl borçlunun takip edilmesi gerektiği hk.
Danıştay 7. Daire E. 1997/2415 K. 1997/3501 T. 15.10.1997 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU TÜZEL KİŞİLERİN VE TÜZEL KİŞİLİĞİ OLMAYAN TEŞEKKÜLLERİN VERGİ BORÇLARINI TEMSİLCİLERİN VEYA İDARECİLERİN YERİNE GETİRECEĞİ, ANCAK BUNUN İÇİN ÖNCE ASIL BORÇLUNUN TAKİP EDİLMESİ GEREKTİĞİ HK. 213/md. 10 6183/md. 81 Temyiz İsteminde Bulunan: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : ... Anonim Şirketinin damga vergisi ve gecikme faizi borcunun tahsili amacıyla yönetim kurulu üyesi olan yükümlü adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesi gereğince düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrini; dosyanın incelenmesinden, vergi borçlusu anonim şirketin mal varlığının mevcut olduğu ve bu mallar üzerinde vergi dairesince haciz konulmuş bulunduğu anlaşılmakla, şirketin haczedilen malları paraya çevrilmeden ve bu miktarın şirketin vergi borçlarını karşılayıp karşılamadığı anlaşılmadan, tüm vergi borcunun yönetim kurulu üyesi sıfatıyla yükümlüden istenilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden .... Vergi Mahkemesinin 19.10.1995 gün ve E: 1995/339; K: 1995/1537 sayılı kararının; şirket adına yapılan haciz işlemleri sonucunda toplam 32.493.208.000.- lira tutarında menkul mal haczi yapıldığı, ancak şirketin gecikme zamları ile birlikte vergi borcu toplamı 101.214.755.000.- lira olduğundan, şirketin yönetim kurulu üyesi adına düzenlenen ödeme emrinde isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Cevap verilmemiştir. Tetkik Hakimi ....'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedi...