Şirkete ait vergi borçlarının kanuni temsilciler tarafından ödenmesi halinde ödenen vergiler için asıl mükelleflere rücu edilebileceği hakkında.
Danıştay 11. Daire E. 1996/2748 K. 1997/1893 T. 29.5.1997 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU ŞİRKETE AİT VERGİ BORÇLARININ KANUNİ TEMSİLCİLER TARAFINDAN ÖDENMESİ HALİNDE ÖDENEN VERGİLER İÇİN ASIL MÜKELLEFLERE RÜCU EDİLEBİLECEĞİ HAKKINDA. 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : M. ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacının kanuni temsilcisi olduğu ... Petrol Ürünleri Paz. San. ve Tic. A.Ş. ile ... Uluslararası Gümrükleme Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.'nin vergi borçlarına karşılık olmak üzere davacıdan nakden ve çeklerle yapılan tahsilatın iadesi isteminin reddine ilişkin işlem dava konusu yapılmıştır. ... Vergi Mahkemesi 22.3.1995 gün ve E:1994/2133, K:1995/608 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca, şirket borçlarının kanuni temsilcilerden tahsili için şirket hakkında iflas ve tasfiye dahil tüm takiplerin tamamlanması gerektiği, olayda davalı idarenin davacı hakkında 6183 sayılı Kanunun amme alacağının korunmasına ilişkin hükümlerini uygulama hakkı saklı kalmak kaydıyla asıl borçlu şirketlerin borcuna mahsuben davacının mal varlığından yapmış bulunduğu tahsilatın fuzuli olduğu, bu nedenle nakden ve çeklerle ödenen tutarın iadesi icap ettiği gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir. Vergi dairesi müdürlüğünce, şirketlere ait vergi borçlarının vadesinde ödenmemesi ve 213 sayılı Kanunun 10. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi nedeniyle davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin yasal olduğu, ödeme emirlerinin tebliği üzerine şirket adına yapılan ödemenin davacının mı yoksa şirketin mi mal varlığından temin edildiğinin kesin olmadığı, zira tahsilatın davacının menkul veya gayrimenkullerine haciz uygulanması suretiyle yapılmadığı, ayrıca davacının yapmış olduğu ödemeler için asıl mükelleflere rücu edebileceği ileri sürülerek mahkeme kararının bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi : İleri sürülen bozma nedenleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1 numaralı bendinde öngörülen nedenlerden hiçbirisine girmediğinden, temyiz isteğinin reddi ile hukuka ve usul hükümlerine uygun bulunan, vergi mahkemesi kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ...'nın Düşüncesi : Davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketlere ait vadesinde ödenmeyen vergi borçları için yapmış bulunduğu ödemelerin, 213 sayılı Kanunun 10/3. maddesi hükmü karşısında iadesine olanak bulunmadığından, işlemin iptali yolunda verilen kararda yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin kabulüyle vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü ve Onbirinci Dairesinin 2575 sayılı Danıştay Kanununa 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek-1 inci maddesi uyarınca birlikte yaptıkları toplantıda uyuşmazlık incelenerek işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, davacının birisinin yönetim kurulu başkanı diğerinin ise yö...