Şirketin vergi borçları nedeniyle, kanuni temsilcilerin ödevlerini yerine getirmemeleri halinde, tahsil edilemeyen borçların şahsi varlıklarından alınacağı hk.
Danıştay 4. Daire E. 1996/4723 K. 1997/1227 T. 10.4.1997 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU ŞİRKETİN VERGİ BORÇLARI NEDENİYLE, KANUNİ TEMSİLCİLERİN ÖDEVLERİNİ YERİNE GETİRMEMELERİ HALİNDE, TAHSİL EDİLEMEYEN BORÇLARIN ŞAHSİ VARLIKLARINDAN ALINACAĞI HK. 6183/md. 55 , 58 213/md. 10 Temyiz Eden : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... İstemin Özeti : Davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu Anonim Şirketin 1989/2-4 üncü ayları gelir (stopaj) vergisi ile 1988/1 inci ayına ilişkin katma değer vergisi borcunun tahsili amacıyla Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre ödeme emri düzenlenmiştir. ... Vergi Mahkemesi 5.4.1996 günlü ve E:1995/750, K:1996/343 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre kanuni temsilcilerin takip edilebilmesi için, öncelikle borcun borçlu şirketten tahsili yoluna gidilmesi gerektiği, dava konusu ödeme emrinde davacının adıyla birlikte borçlu şirketin adının da yazılmış olmasının bu borcun davacıya ait olduğunu göstermeyeceği, Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi gereği tüm işlemler yapılmadan borcun davacıdan istenilmesi mümkün olmadığından, ödeme emrinin amacının yükümlü şirketten tahsilat yapmaya yönelik olduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacının bu davada menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir. Vergi Dairesi Müdürlüğü, ödeme emrinin davacı adına Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre düzenlendiğini ve bu hususun ödeme emrinde açıkça belirtildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Cevap verilmemiştir. Danıştay Savcısı ....'in Düşüncesi: Davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu Anonim Şirketin vergi borçları nedeniyle kendi adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı açtığı davada Vergi Mahkemesi; tebliğ edilen ödeme emrinin amacının yükümlü şirketin vergi borcunun yine yükümlü şirketten tahsiline yönelik olduğu, olayın henüz 213 sayılı V.U.K.'nun 10 uncu Maddesi hükmünün uygulanmasını gerektirecek aşamada olmadığı, davacı nezdinde cebri tahsil işlemlerinin yapılamayacağı, bu yoldaki uygulamanın davacının menfaat alakasının varlığı için yeterli neden olamayacağı gerekçesiyle davayı ehliyet yönünden reddetmiştir. Mahkeme kararı davalı tarafça ödeme emri düzenlenmesi ve tebliğin yasaya uygun olduğundan tasdiki gerektiği iddiasıyla temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin davacı adına düzenlendiği ve onun adresinde kendisine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ödeme emri üzerine tırnak içinde borçlu şirket unvanının da yazılmış olması davacının bu ödeme emrinin iptalinde menfaat alakasının bulunmadığı sonucunu doğurmaz. Çünkü, dava açılmadığı takdirde kesinleşmiş bu borcu 6183 sayılı Yasa hükümlerine göre cebren ödemek zorunda kalacağı açıktır. Bu durumda ödeme emrinin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği, kamu borcunun yükümlüsünün kim olduğu, davacının böyle bir borcunun bulunup bulunmadığı hususları incelenerek karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet...