Gerek şirket adına gerek kanuni temsilci olan davacı adına ödeme emri düzenlendiği tarihlerde henüz bu borçların vadesi gelmemiş olup, kesinleşmeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacının takibi mümkün olmadığından davayı reddeden mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği hakkında.
4. Daire 2006/1295 E. , 2006/85 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2006/1295 Karar No: 2006/85
Temyiz Eden : … Vekili : … Karşı Taraf : … İstemin Özeti : Müdürü olduğu … Limited Şirketi'nin 1999/2-12 inci aylara ait katma değer vergisi ve vergi ziyaı cezası borçlarının hesaplanan gecikme faiziyle birlikte tahsili amacıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. … Vergi Mahkemesi … günlü ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirlerinin, davacının 1995 ila 2001 yılları arasında müdürlüğünü yaptığı şirketin, vadesinde ödenmeyen vergi borçları olduğu,amme alacağının şirketten tahsili amacıyla ödeme emri düzenlendiği, haciz varakalarına dayanılarak şirketin hak ve alacaklarına haciz uygulanması için mal varlığı araştırılması yapıldığı, borcun şirketten tahsil olanağının kalmadığının anlaşılması üzerine temsilci sıfatıyla davacının takip edilerek adına ödeme emri düzenlenmesinin yasal olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, düzenlenen ödeme emirlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi …'ın Düşüncesi : 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun 2 nci maddesinden yararlanılarak hesaplanacak borçların vadesinin 5228 sayılı Bazı Kanunlarda ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 4 üncü maddesinin 2 nci fıkrası ile Eylül 2004 sonuna kadar uzatıldığı, davacının kanuni temsilcisi olduğu limited şirketin borçlarının da 4811 sayılı Kanundan kaynaklanan borçlar olduğu dolayısıyla ödeme emirlerinin, borçların vadesinden önce düzenlenip, tebliğ edilmesi karşısında bu borçların kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı …'un Düşüncesi : Davacı, limited şirketteki hissesini devir ettikten sonra, ortağı olduğu dönemdeki şirket borçlarından dolayı yönetici sıfatıyla sorumlu tutularak adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açtığı davada, davanın reddine dair verilen Vergi Mahkemesi kararının temyizen bozulmasına karar verilmesini istemektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde, tüzelkişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin temsilcilerce yerine getirilmemesi yüzünden vergi alacağının mükellef veya vergi sorumlularından alınamaması halinde kanuni temsilcilerden alınacağı; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35 inci maddesinde de, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır. Şirket hissesini devralarak devredenin yerine geçen...