Tüzel kişilerden tahsil edilemeyen vergi borçları dolayısıyla kanuni temsilcilerin sorumlu tutulup haklarında takibat yapılabilmesi için, kamu alacağının tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen ve tamamen alınamadığının kesin olarak tespiti gerektiği hk.
Danıştay 4. Daire E. 2005/864 K. 2005/1692 T. 6.10.2005 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU TÜZEL KİŞİLERDEN TAHSİL EDİLEMEYEN VERGİ BORÇLARI DOLAYISIYLA KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLU TUTULUP HAKLARINDA TAKİBAT YAPILABİLMESİ İÇİN, KAMU ALACAĞININ TÜZEL KİŞİLİĞİN MAL VARLIĞINDAN KISMEN VE TAMAMEN ALINAMADIĞININ KESİN OLARAK TESPİTİ GEREKTİĞİ HK. 213/md. 10 Temyiz Eden: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: .... İstemin Özeti: .... Limited Şirketinin 1997 yılına ilişkin kurumlar vergisi, fon payı ve gecikme faizi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı ve müdürü olan davacı adına ödeme emri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. .... Vergi Mahkemesi 8.11.2004 günlü ve E: 2004/797, K: 2004/2231 sayılı kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58 inci maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceğinin belirtildiği, davacının ortağı bulunduğu .... Limited Şirketi'nin kesinleşmiş bir kısım vergi borçlarının bulunduğu, ancak davacının 23.3.2000 tarihinde şirketteki hisselerini devrederek şirketten ayrıldığını ileri sürdüğü, dosya içeriğinden davacının şirketteki hisselerini belirtilen tarihte devrettiğinin anlaşıldığı, diğer yandan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi uyarınca, amme alacağının öncelikle şirketten daha sonra kanuni temsilciden tahsili yoluna gidilmesi gerekirken, doğrudan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinin hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar vermiştir. Davalı İdare, davacının hisselerini 23.3.2000 tarihinde devrettiğini, vergi borçlarının ilişkin olduğu dönemde davacının sorumluluğunun devam ettiğini ileri sürmekte, kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'ın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: .... Limited Şirketinin 1997 yılına ilişkin kurumlar vergisi, fon payı ve gecikme faizi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı ve müdürü olan davacı adına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35 inci ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu madd...