Amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili için yasal takip yolları tüketilmeden kanuni temsilcilerin takip edilemeyeceği hk.
Danıştay 4. Daire E. 2001/2297 K. 2002/3035 T. 26.9.2002 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU AMME ALACAĞININ ASIL BORÇLU ŞİRKETTEN TAHSİLİ İÇİN YASAL TAKİP YOLLARI TÜKETİLMEDEN KANUNİ TEMSİLCİLERİN TAKİP EDİLEMEYECEĞİ HK. 213/md. 10 6183/md. 102 Temyiz Eden: .... Vekili: Av. .... Karşı Taraf: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti: Kanuni temsilcisi olduğu ileri sürülen .... Limited Şirketinin ödenmeyen 1989 ila 1997 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca davacı adına ödeme emirleri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. .... Vergi Mahkemesi 20.9.2000 günlü ve E: 2000/617, K: 2000/1115 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceğinin ikinci fıkrasında da bu ödemelerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağının ifade edildiği, olayda şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili yönünden, bankalar ve .... Tapu Sicil Müdürlüğü nezdinde İdarece yapılan araştırmalar neticesinde şirketin herhangi bir mal varlığının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine hisselerini 13.11.1995 tarihinde satan ve bu tarihe kadar şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu açık olan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle, asıl borçlu şirket hakkında mal varlığının bulunmadığına dair İdarece yeterli araştırma yapıldığına göre bu tarihe kadar olan dönemlere ait vergi borçlarının tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin yasal olduğu, tüm hisselerini satarak şirketten ayrıldığı 13.11.1995 tarihinden itibaren şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağından bu tarihten sonraki dönemlere ait ödeme emirlerinin ise kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen reddine karar verilmiştir. Davacı, aynı borçlar için ödeme emirlerinin ikinci defa tebliğ edildiği tahsil edilmesi istenen borçların zaman aşımına uğradığı iddialarıyla ödeme emirlerinin tamamının iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Dosyanın incelenmesinden temyize konu edilen ödeme emirleri ile istenen alacağın asıl borçlu şirketten tahsili yolunda yeterli araştırmalar yapılıp yapılmadığı alacağın 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 102 nci maddesinde öngörülen süresi içerisinde tahsili yoluna gidilip gidilmediği yolunda yeterli bilgi bulunmadığından bu hususlar araştırılmadan verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'ın Düşüncesi: Tem...