Şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilerin takip edilebilmesi için borcun şirketten tahsilinin imkansız hale gelmesi gerektiği hk.
Danıştay 9. Daire E. 2002/3788 K. 2004/4061 T. 16.6.2004 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU ŞİRKET BORÇLARINDAN DOLAYI KANUNİ TEMSİLCİLERİN TAKİP EDİLEBİLMESİ İÇİN BORCUN ŞİRKETTEN TAHSİLİNİN İMKANSIZ HALE GELMESİ GEREKTİĞİ HK. 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan: .... Karşı Taraf: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti: Yönetim kurulu başkanı olduğu .... Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; dosyadaki belgelerin incelenmesinden, olayda zamanaşımı bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, öte yandan takdir komisyonu kararına göre yapılan tarhiyatlara ilişkin vergi ve ceza ihbarnameleri ile ödeme emirlerinin ilanen tebligat yapılmak suretiyle usulüne uygun şekilde şirket adına kesinleşmesine karşın borcun şirketten tahsiline olanak bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle kanuni temsilci olan davacı adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emirlerinde yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle reddeden .... Vergi Mahkemesinin 2.5.2002 tarih ve 2002/864 sayılı kararının; olayda, zamanaşımı bulunduğu, kendisine vergi ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmediği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Savcısı ....'nın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince gereği görüşüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesinde, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği öngörülmüş olup, maddenin ikinci fıkrasında, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir. Davacı tarafından, vergi alacağının zamanaşımına uğradığı ileri sürülmesine karşın dosyadaki belgelerin incelenmesinden olayda zamanaşımı olmadığı anlaşılmıştır. Davacının kanuni temsilcisi olduğu .... Anonim Şirketi adına yapılan tarhiyata ilişkin vergi ve ceza ihbarnameleri ile ö...