Kendisine vasi tayin edilmemiş bulunan hükümlünün doğrudan avukatı aracılığıyla açtığı davanın, vasi tarafından açılmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddinde yasal isabet bulunmadığı hakkında.
10. Daire 2002/6867 E. , 2003/5307 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2002/6867 Karar No : 2003/5307 Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : 1- Adalet Bakanlığı -ANKARA 2- İçişleri Bakanlığı -ANKARA İstemin Özeti : 26.9.1999 tarihinde … Kapalı Cezaevine güvenlik kuvvetlerince düzenlenen operasyon sırasında davacının yaralandığından bahisle uğradığını ileri sürdüğü zarar karşılığında 50.000.000.000.- lira maddi ve 10.000.000.000.- lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan dava sonucunda; ... İdare Mahkemesince davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın davacı tarafından temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. Adalet Bakanlığının Savunmasının Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. İçişleri Bakanlığının Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Medeni Kanun'da, bir sene veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkum olan kişilere vasi tayin edileceği, hükmü uygulamakla görevli idarenin mahkumun cezasını görmeye başladığını Sulh Mahkemesine hemen ihbarla yükümlü olduğu, Sulh Mahkemesinin hükümlüye vasi tayin edeceği, mahcurların kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımı dışında ancak vasilerin rızası aracılığıyla tasarrufta bulunabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu yasal duruma göre, davacının davayı vasisi aracılığıyla açıp takip ettirmesi gerekmekte ise de, hükmü icrayla yükümlü idarenin durumu sulh mahkemesine hemen ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek vasi atanmasını sağlamamış olmasının; davacının doğrudan açtığı davada, ehliyet yönünden ret kararı verilerek hak arama özgürlüğünü ortadan kaldıracak sonuçlar doğuracak şekilde değerlendirilmesi; Anayasanın 36. maddesine aykırılık oluşturduğu kadar vesayet müessesesinin amacına ve hakkaniyete de aykırıdır. Öte yandan, yargısal ve bilimsel içtihatlarda, dava ehliyeti olmayan kişinin doğrudan dava açması halinde mahkemenin kanuni temsilcisinin icazet verebilmesi için ilgiliye süre vereceği, kanuni temsilcisi yoksa, mahkemenin ilk önce davacıya bir vasi atanması için durumu sulh hukuk mahkemesine bildirmesi gerektiği, vasi atandıktan sonra vasiye, davacının açmış olduğu davaya icazet verip vermeyeceğini bildirmesi için ek süre vermesi gerektiği, icazet verirse kanuni temsilci tarafından devam edileceği hususları genel kabul görmüş olan ve mevzuata uygun bulunan uygulamalardır. Bu durumda, yukarıda belirtilen süreç işletilmeden, davanın vasi tarafından açılmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan ...