Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete 22/10/2000 tarihinde 12.000,00 DM para yatırdığını, bu paranın davalının yıllık %15 kâr payı ödeyeceği vaadi üzerine yatırmış olduğunu, diğer davalının ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu nedenle davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, daha doğrusu davalı tarafından şirketin para toplama için paravan olarak kullanıldığını, ancak davalı tarafından ticari faaliyet yapılmayarak şirketin içinin boşaltıldığını, bu suretle davacının kandırılarak para alındığını, o tarihten beri müvekkiline ödeme yapılmadığını belirterek 6.135,50 Euro asıl alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tutara mevduat faizi uygulanması sonucunda 4.761,72 Euro faizin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep...
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/322 Esas KARAR NO : 2020/229
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/03/2017 KARAR TARİHİ : 03/03/2020 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete 22/10/2000 tarihinde 12.000,00 DM para yatırdığını, bu paranın davalının yıllık %15 kâr payı ödeyeceği vaadi üzerine yatırmış olduğunu, diğer davalının ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu nedenle davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, daha doğrusu davalı tarafından şirketin para toplama için paravan olarak kullanıldığını, ancak davalı tarafından ticari faaliyet yapılmayarak şirketin içinin boşaltıldığını, bu suretle davacının kandırılarak para alındığını, o tarihten beri müvekkiline ödeme yapılmadığını belirterek 6.135,50 Euro asıl alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bu tutara mevduat faizi uygulanması sonucunda 4.761,72 Euro faizin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, zira davanın ödeme tarihinden 17 yıl sonra açılmış olduğunu, müvekkili olan gerçek kişinin davacının muhattabı olmaması nedeniyle davalı ... yönünden davalının husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının öncelikle elinde hisse senedi olduğunu kanıtlaması gerektiğini, davacının elinde hisse senedi mevcut olması durumunda taraflar arasındaki ilişkinin hamiline hisse senedi alımına dayalı olduğunu, müvekkilinin kurulduktan sonra yasal gereklilik doğrultusunda 28/03/1997 tarihinde SPK'ya başvurarak ortak sayısı itibariyle bildirim yaparak kurul kararıyla kayıt altına alınmasına karar verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin mevzuata uygun olarak işlem yaptığını, müvekkilinin pay senedi çıkardığını, üçüncü kişilerin ise belirtilen değerler üzerinden pay senedi alma hakkını kullandıklarını, hamiline hisse senedi ile hak sahibi olan şahsın ancak hisse senedini ibraz etiği takdirde hak sahibi olduğunu kanıtlayabileceğini, davacının elinde bulundurduğu hamiline hisse senedinin değerinin ancak şirketin hesaplanacak güncel ve gerçek değeri üzerinden pay karşılığı olduğunu, dolayısıyla davanın ortaklık payına ilişkin bir dava olduğunu, bu nedenle alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, davacının kötüniyetli olarak dava açtığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, tüm deliller toplandıktan sonra dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda; hesaplama yapılabilmesi için davalının bilanço ve gelir tabloları ile mizanının sunulmasının gerektiği, bu nedenle davalı şirketin ticari defterleri ile kurumlar vergisi beyannamelerinin getirtilmesinden sonra değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir. Yargılama sırasında 07/12/2019 tarih...