Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin ortağı aynı zamanda yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin şirket faaliyetlerinden haberdar edilmediğini, Ekim 2016'dan itibaren müvekkilinin şirkete girişi ve şirketin faaliyetlerine katılması fiilen ve hukuken engellendiği, müvekkilinin haklarının diğer ortaklar tarafından önemli derecede ihlal edildiğini, her iki ortağın şirket yararına değil kendi çıkarları, ticari politikaları doğrultusunda hareket ettiğini, diğer ortakların müvekkilinden habersiz yapmış olduğu işlemler nedeniyle şirketin borca batık hale geldiğini, davalı şirketin en son 20/02/2017 tarihinde 2015-2016 Olağan Genel Kurul toplantısı yapıldığı, işbu toplantıya müvekkilinin de katıldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası...
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2017/267 KARAR NO:2020/750
DAVA:Şirketin Feshi DAVA TARİHİ:20/03/2017 KARAR TARİHİ:06/11/2020
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin ortağı aynı zamanda yetkilisi ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin şirket faaliyetlerinden haberdar edilmediğini, Ekim 2016'dan itibaren müvekkilinin şirkete girişi ve şirketin faaliyetlerine katılması fiilen ve hukuken engellendiği, müvekkilinin haklarının diğer ortaklar tarafından önemli derecede ihlal edildiğini, her iki ortağın şirket yararına değil kendi çıkarları, ticari politikaları doğrultusunda hareket ettiğini, diğer ortakların müvekkilinden habersiz yapmış olduğu işlemler nedeniyle şirketin borca batık hale geldiğini, davalı şirketin en son 20/02/2017 tarihinde 2015-2016 Olağan Genel Kurul toplantısı yapıldığı, işbu toplantıya müvekkilinin de katıldığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası maddelerinde olumsuz oy kullandığını, yine aynı toplantıda müvekkilinin yönetim kuru üyeliğine yeniden seçilmek için aday olduğunu ancak diğer iki üye tarafından olumsuz oy kullanıldığını ve yönetim kuru üyeliğine seçilemediğini, diğer iki ortağın yönetim kurulu üyesi seçildiğini, davalı şirketin kötü yönetilmesi, şirket çoğunluk payına sahip ortakların müvekkilin elinden haklarını alması ve mevcut haklarını engellemesi, ortaklar arasındaki ilişkinin devam edemeyecek derecede olması nedeni ile davalı şirkete kayyum atanmasını, TTK Md. 531 uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshine ve tasfiyesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacının şirketten uzaklaştırıldığı, şirket faaliyetlerinden haberdar edilmediği, şirket dışına itilmeye çalışdığı gibi iddiaların doğru olmadığını, davacı, yönetici sorumluluğu almamak için şirket ile ilişiğini kestiğini, davacının diğer ortakları mesnedi belirsiz iddialarla suçlamakta olup tek bir somut örnek veremediğini, davacının, şirket faaliyetleri hakkında dilediği zamanda ve dilediği şekilde inceleme yapıp bilgi alabildiğini, davacı, şirkete olan borçlarını ödemekten kaçındığını, kayyım atanması ve şirket feshine yönelik taleplerin ayrı ayrı reddine, yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce 24/03/2017 tarihli ara kararla kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiş karar istinaf edilmekle İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 18/06/2017 tarihli kararı ile istinaf başvurusu reddedilmiş davacı tarafça yeniden talep edilen kayyım atama talebi mahkememizce aynı gerekçelerle 14/06/2017 tarihinde reddedilmiş İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi'nin 2017/608-481 Esas-Karar sayılı ilamı ile redde ilişkin gerekçelerin gösterilmemesi nedeniyle mahkememiz kararı kaldırılmıştır. Taraflarca göster...