Ödeme emri düzenlenebilmesi için kesinleşmiş bir amme alacağının varlığının zorunlu olduğu, alacağın kesinleşmesi için de yasada belirtilen aşamaların gerçekleşmesi gerektiği, iptal davasına konu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte olması gerektiği hk
Danıştay 9. Daire E. 1997/1208 K. 1998/1828 T. 7.5.1998 AMME ALACAĞININ KESİNLEŞMESİ ÖDEME EMRİ ÖDEME EMRİ DÜZENLENEBİLMESİ İÇİN KESİNLEŞMİŞ BİR AMME ALACAĞININ VARLIĞININ ZORUNLU OLDUĞU, ALACAĞIN KESİNLEŞMESİ İÇİN DE YASADA BELİRTİLEN AŞAMALARIN GERÇEKLEŞMESİ GEREKTİĞİ, İPTAL DAVASINA KONU İŞLEMİN KESİN VE YÜRÜTÜLEBİLİR NİTELİKTE OLMASI GEREKTİĞİ HK 2464/md. 40 213/md. 22 , 35 Temyiz İsteminde Bulunan: ... Belediye Başkanlığı- ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf : ... Sigorta A.Ş., ... Vekilleri : Av. ... - Av. ... - ... İstemin Özeti : Yangın sigorta vergisi nedeniyle tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; 6183 sayılı Kanunun 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükmüne yer verildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 22. maddesinde ise tahakkukun, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olarak tanımlandığı, bu durumda yükümlüler tarhedilen vergilere karşı vergi mahkemesine 30 gün içinde başvurabileceklerinden, bu vergilerin ancak Vergi Usul Kanununun 35. maddesinde muhteviyatı belirtilen bir ihbarnameyle ilgiliye tebliğden itibaren geçecek 30 günlük dava açma süresinden sonra ödenecek safhaya gelmiş olacağı, bu yasal düzenlemeler karşısında ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle kesinleşmiş bir amme alacağının varlığının zorunlu olduğu, alacağın kesinleşmesi için de yukarıda belirtilen aşamalardan geçmiş olmasının gerekli bulunduğu, olayda ise dava konusu ödeme emri muhteviyatı verginin doğrudan ödeme emri ile tahsili yoluna gidildiğinin, ödeme emri düzenlenmeden önce ihbarname düzenlenip tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, hal böyle olunca kesinleşmiş bir amme alacağından bahsetmek mümkün olmadığından tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrinde yasaya uyarlık bulunmadığı, her ne kadar davalı idare vekili yine mahkemelerinde sonuçlanan dava dosyalarına konu ödeme emirlerinin ihbarname yerine kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, anılan yasal düzenlemeler karşısında bu iddialara itibar etmenin mümkün bulunmadığı, diğer taraftan sözü edilen davalara konu ödeme emirlerinin de aynı gerekçelerle iptal edildiği, iptal kararından sonra davacı kuruma tebliğ edilen "ödemeye çağrı mektupları"nın da ihbarname, başka bir anlatımla kesin ve yürütülebilir nitelikte bir işlem olmadığı gerekçesiyle kabul ederek dava konusu ödeme emrini iptal eden ..... 2. Vergi Mahkemesinin 19.11.1996 tarih ve 1996/449 sayılı kararının; iptal davasına konu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte olması gerektiği, bu nitelikte olmayan işlemin dava konusu edilmesi halinde davanın reddine karar verileceği, nitekim .... Vergi Mahkemesinin 1.10.1996 tarih ve 1996/310 sayılı kararının bu yönde olduğu, bu durumda .... Vergi Mahkemelerinin birbiri ile çelişen iki kararı bulunduğu, diğer karar gibi bu davanın da reddi gerektiği ileri sürülerek...