Taşınmazın tasarruf yetkisinin kullanılmasına ilişkin karara karşı, taşınmazın bulunduğu beldede ikamet eden davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu hakkında.
Danıştay 8. Daire E.2015/13286 K. 2016/2520 T.14.3.2016 TAŞINMAZ EHLİYET TAŞINMAZIN TASARRUF YETKİSİNİN KULLANILMASINA İLİŞKİN KARARA KARŞI, TAŞINMAZIN BULUNDUĞU BELDEDE İKAMET EDEN DAVACININ DAVA AÇMA EHLİYETİNİN BULUNDUĞU HAKKINDA. 2577/md. 2 İstemin Özeti: Antalya 2. İdare Mahkemesinin 01/07/2015 gün ve E:2015/949, K:2015/1047 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : istemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava; mülkiyeti belediyeye ait olan bir taşınmaz hakkında devam etmekte olan tapu iptal-tescil davasıyla ilgili olarak, uzlaşabilmesi için belediye başkanı ve encümene yetki verilmesine ilişkin 07/05/2015 gün ve 103 sayılı Döşemealtı Belediye Meclis kararının iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince; davacının tarafı olmadığı bir davayla ilgili olarak feragat, sulh gibi bir belirleme yapılmaksızın sadece uzlaşmaya yetki veren meclis kararına karşı iptal davası açma olanağı sübjektif ehliyet yokluğu nedeniyle hukuken mümkün görülmediği; davacının adli yargıdaki ilgili davaya müdahil olma ve varsa haklarını o davada ileri sürme olanağı da mevcut olduğu gerekçesiyle davanın ehliyet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin l/a fıkrasında; iptal davaları "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan" davalar olarak tanımlanmakta; yargı kararlarında "menfaat" kavramının davacı ile iptalini istediği idarî işlem arasındaki bağı, ilgiyi ifade ettiği belirtilmekte ve idarî işlem ile dava açan kişi arasında meşru, güncel ve ciddî bir ilişki söz konusu ise, davada menfaat bağının bulunduğu kabul edilmekte; bunun dışında ayrıca sübjektif bir hakkın ihlâl edilmesi koşulu aranmamaktadır. Diğer taraftan; 5393 sayılı Belediye Kanununun "Hemşehri Hukuku" başlıklı 13. maddesinde; herkesin ikamet ettiği beldenin hemşehrisi olduğu; hemşehrilerin belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme hakkına sahip olduğu; 14. maddesinde ise; belediyece yerine getirilecek hizmetlerin mahalli ve müşterek nitelikte olması gerektiği, hizmetin yerine getirilmesi sırasında belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliğine göre öncelik sırasının belirleneceği; düzenlemeleri bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davaya konu edilen işleme konu taşınmazın, Kevşirler köyü tüzel kişiliğine aitken Köy Kanununun Ek 13. maddesi uyarınca köyde yerleşik olup, evi olmayan kişiler adına tescil edildiği; ancak daha sonra köy tüzel kişiliğinin kaldırılarak, davalı belediyeye mahalle olarak katıldığı, davalı belediyece bu taşınmazla ilgili olarak tapud...