Gayrimenkul satışlarında tapu harcından kaçınmak için rayiç bedelin düşük beyan edilmiş olmasının, ivazsız bir intikalin varlığını, veraset ve intikal vergisi yönünden ise vergiyi doğuran olayın vukuunu göstermediği, zira veraset ve intikal vergisine tabi bir intikalin somut olarak ortaya konması gerektiği, bu itibarla kanunların vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmül ettiği açık ve kesin bir şekilde saptanmadan davacı adına yapılan kaçakçılık cezalı tarhiyatta isabet bulunmadığı hk.
Danıştay 7. Daire E. 1997/4336 K. 1998/2027 T. 25.5.1998 KAÇAKÇILIK CEZASI VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ TAPU HARCI GAYRİMENKUL SATIŞI RAYİÇ BEDEL GAYRİMENKUL SATIŞLARINDA TAPU HARCINDAN KAÇINMAK İÇİN RAYİÇ BEDELİN DÜŞÜK BEYAN EDİLMİŞ OLMASININ, İVAZSIZ BİR İNTİKALİN VARLIĞINI, VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ YÖNÜNDEN İSE VERGİYİ DOĞURAN OLAYIN VUKUUNU GÖSTERMEDİĞİ, ZİRA VERASET VE İNTİKAL VERGİSİNE TABİ BİR İNTİKALİN SOMUT OLARAK ORTAYA KONMASI GEREKTİĞİ, BU İTİBARLA KANUNLARIN VERGİYİ BAĞLADIKLARI OLAYIN VUKUU VEYA HUKUKİ DURUMUN TEKEMMÜL ETTİĞİ AÇIK VE KESİN BİR ŞEKİLDE SAPTANMADAN DAVACI ADINA YAPILAN KAÇAKÇILIK CEZALI TARHİYATTA İSABET BULUNMADIĞI HK. 213/md. 19 7338/md. 1 , 2 Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Yurt dışında yaşayan bir kısım yabancı uyruklu kişilerin İskenderun'da bulunan gayrimenkullerini vekil sıfatıyla idare eden yükümlünün, bu gayrimenkullerden bir kısmını sattığı, ancak satış bedellerini, tapuda gerçek değerinin altında göstererek bu meblağı maliklere transfer ettiği, aradaki farkı ise kendisinin aldığı hususlarının vergi incelemesi sonucu saptandığından bahisle, söz konusu farkın ivazsız intikal olarak kabulü suretiyle 1990 yılı için yükümlü adına yapılan kaçakçılık cezalı veraset ve intikal vergisi tarhiyatını, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 19'uncu maddesinde, vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağının belirtildiği, vergi alacağının, mükellef yönünden ise vergi borcunu teşkil ettiği; 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 1'inci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset tarikiyle veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer bir şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu hükmünün yer aldığı, aynı kanunun 2'nci maddesinin (d) bendinde, "ivazsız intikal" tabirinin, hibe yoluyla veya herhangi bir tarzda olan ivazsız iktisapları (maddi ve manevi bir zarar mukabili verilen tazminatlar ivazsız sayılmaz) ifade edeceğinin belirtildiği, söz konusu düzenlemelere göre, veraset ve intikal vergisinde vergiyi doğuran olayın varlığından söz edebilmek için, ivazsız bir intikal veya hibenin gerçekleşmesi gerektiği, olayda ise, davacının, vekil sıfatıyla, asilden aldığı talimatlar doğrultusunda gayrimenkulleri sattığı, satış bedelini Lübnan'daki gayrimenkul sahiplerine transfer ettiği, satış bedeli konusunda asil ve vekil (davacı) arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı; satılan gayrimenkullerin bedelinin, takdir komisyonunca takdir edilen rayiç bedele göre düşük olduğu görülmekte ise de bu iki bedel arasındaki farkın davacının mamelekine geçtiğinin somut bir biçimde saptanması gerektiği; gayrimenkul satışlarında, tapu harcından kaçınmak amacıyla rayiç bedelin düşük beyan edilmiş olmasının, davacı açısından ivazsız bir intikalin varlığını, veraset ve intikal vergisi...