Asıl borçlu şirketin vergi borcuna karşılık haczedilen mallarının satılmaları durumunda dahi, alacağın tamamının karşılanmasının mümkün bulunmadığının anlaşılması halinde, alacağın toplam miktarı ile değerleme sonucu tespit edilen miktar arasındaki fark için haczedilen malların satışının beklenilmesine gerek olmadan temsilcilerin mal varlıklarına müracaat edilebileceği hk.
Danıştay 7. Daire E. 1997/3637 K. 1998/3026 T. 28.9.1998 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU ASIL BORÇLU ŞİRKETİN VERGİ BORCUNA KARŞILIK HACZEDİLEN MALLARININ SATILMALARI DURUMUNDA DAHİ, ALACAĞIN TAMAMININ KARŞILANMASININ MÜMKÜN BULUNMADIĞININ ANLAŞILMASI HALİNDE, ALACAĞIN TOPLAM MİKTARI İLE DEĞERLEME SONUCU TESPİT EDİLEN MİKTAR ARASINDAKİ FARK İÇİN HACZEDİLEN MALLARIN SATIŞININ BEKLENİLMESİNE GEREK OLMADAN TEMSİLCİLERİN MAL VARLIKLARINA MÜRACAAT EDİLEBİLECEĞİ HK. 213/md. 10 6183/md. 35 Temyiz İsteminde Bulunan: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğu anonim şirketin 1994 yılının Şubat dönemine ilişkin damga vergisi borcunun tahsili amacıyla 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi uyarınca davacı adına tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrini; 213 sayılı Kanunun 10'uncu maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35'inci, 54'üncü, 55'inci ve 58'inci maddelerinden bahisle, ödenmeyen vergi borçlarının kanuni temsilcilerden tahsili yoluna gidilebilmesi için, amme alacağının, iflas ve tasfiye dahil 6183 sayılı Kanunda öngörülen cebri takiplere rağmen mükellef veya vergi sorumlusundan kısmen veya tamamen tahsil olanağının kalmaması gerektiği; olayda, asıl borçlu şirket hakkında iflas ve tasfiye dahil tüm takiplerin tamamlanmadığının anlaşılması karşısında, yapılan işlemde kanuna uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden ... Vergi Mahkemesinin 24.6.1996 gün ve E: 1996/222; K: 1996/1280 sayılı kararının; yapılan işlemin yasal olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ...'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ...'in Düşüncesi: Hissedar olduğu anonim şirketin ödenmeyen vergisinin kanuni temsilci sıfatı ile yönetim kurulu üyesi davacıdan tahsili için tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrinin iptali isteği ile dava açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu anonim şirketin mal varlığının amme alacağını tamamen veya kısmen karşılamadığının cebri takipler sonucu saptanmadığı ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinin 2'nci fıkrasında öngörülen ve yönetim kurulu üyesi olan davacının şirkete ait vergilerin ödenmemesinde, görevlerini yerine getirmemesinin neden olduğu yolunda bir tespit de yapılmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin iptalinde usule ve hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, temyiz isteğinin reddi gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği ol...