Repo sözleşmeleriyle veya başka bir şekilde satın alınıp davacı kurum tarafından aktife kaydedilen menkul kıymetlerin, asıl vadelerinden önce olmak kaydıyla, repo sözleşmesiyle belirlenen tarihte, ya da başka bir tarihte elden çıkarılmak suretiyle oluşan alım-satım farkının bsmv'ye tabi tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı hk.
Danıştay 7. Daire E. 1996/2267 K. 1998/559 T. 19.2.1998 REPO SÖZLEŞMESİ BSMV REPO SÖZLEŞMELERİYLE VEYA BAŞKA BİR ŞEKİLDE SATIN ALINIP DAVACI KURUM TARAFINDAN AKTİFE KAYDEDİLEN MENKUL KIYMETLERİN, ASIL VADELERİNDEN ÖNCE OLMAK KAYDIYLA, REPO SÖZLEŞMESİYLE BELİRLENEN TARİHTE, YA DA BAŞKA BİR TARİHTE ELDEN ÇIKARILMAK SURETİYLE OLUŞAN ALIM-SATIM FARKININ BSMV'YE TABİ TUTULMASINDA HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI HK. 6802/md. 28 , 29 Temyiz İsteminde Bulunan Taraflar: 1- ... Sigorta A.Ş. 2- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti: Davacı kurumun aktifinde kayıtlı bulunan devlet tahvili ve hazine bonosu ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılmış gelir ortaklığı senetlerinin vadelerinden önce elden çıkarılmaları sonucu lehine kalan alım-satım farkının banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğundan bahisle, inceleme raporuna istinaden kaçakçılık cezalı olarak salınan banka ve sigorta muameleleri vergisinin terkini istemiyle açılan davada; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanununun 28'inci maddesiyle 29'uncu maddesinin (c) fıkrası hükmü açıklandıktan sonra, sözü edilen düzenlemelere göre banka ve sigorta şirketleri tarafından gerçekleştirilen her türlü muamele sonucu her ne nam ile olursa olsun lehlerine kalan paranın vergiye tabi olduğu, bunun istisnasını hususi kanunlarına göre her türlü vergiden istisna edilen esham ve tahvillerin faiz, temettü ve ikramiyelerinin oluşturduğu, olayda davacı kurumun portföyünde bulunan devlet tahvili, hazine bonosu ve benzer menkul kıymetleri vadelerinden önce elden çıkarmak suretiyle üçüncü kişilere sattığı ve bu satıştan dolayı lehine belli bir meblağın kaldığı hususunun taraflar arasında çekişmesiz olduğu, lehe kalan bu paranın Bütçe Kanunu ile getirilen istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu itibarla lehe kalan söz konusu paranın vergiye tabi tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, ancak matrah farkının oluşumu dikkate alındığında davacıya kasıt izafesi mümkün olmadığı, bu itibarla kaçakçılık değil, kusur cezası kesilebileceği gerekçesiyle vergi aslının aynen, kaçakçılık cezasının ise kusur cezasına dönüştürülmesi suretiyle değişiklikle onanmasına ilişkin ... Vergi Mahkemesinin 15.4.1996 gün ve E:1995/7631; K:1996/736 sayılı kararının; davalı idare tarafından, kaçakçılık cezası kesilmesi için mutlaka kasıt unsuru bulunması gerekmediği, bu nedenle kaçakçılık cezasının aynen onanması icap ettiği; davacı kurum tarafından da, Merkez Bankasınca çıkarılan muhtelif menkul kıymetlerin ihaleye çıkarılıp ihalede belirlenen vadi ve faiz oranı üzerinden bankalara ve muhtelif aracı kuruluşlara satıldığı banka ve diğer aracı kuruluşların da bu menkul kıymetleri, kendi satın aldıkları faiz oranının altında bir oranla ve kısa vadelerde isteklilerin sattığı, taraflarınca da söz konusu menkul kıymetleri, kendi satın aldıkları faiz oranının altında bir oranla ve kısa vadelerde isteklilerine sattığı, taraflarınca da söz konusu menkul kıymetlerin ya repo sözleşmesiyle ihalede belirlenen faiz oranı ve vadenin altında b...