Mükellefin ortağı olduğu şirketin vergi borcundan dolayı, öncelikle hissesi oranında düzenlenecek ödeme emrinin gönderilmesi ve buna rağmen ödemede bulunulmaması halinde usulüne uygun haciz varakasıyla haciz konulması gerekirken bu yola başvurulmadan haciz konulmasında yasal isabet bulunmadığı hakkında.
Vergi Dava Daireleri Kurulu 2005/1 E. , 2005/106 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No: 2005/1 Karar No: 2005/106
Temyiz Eden: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: ... Limited Şirketi Vekili: ...
İstemin Özeti: 1998/Kasım dönemine ilişkin katma değer vergisi beyannamesini vermeyen davacı şirket adına takdir komisyonu kararıyla belirlenen matrah üzerinden salınan katma değer vergisi, kesilen ağır kusur cezası ve vadesinde ödenmemesi nedeniyle hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmiştir. ... Vergi Mahkemesi ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; davacı şirketin, ödeme emri safhasında, şirketin faaliyeti ve dolayısıyla borcu da bulunmadığı yönündeki iddialarının, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde belirtilen "böyle bir borcun olmadığı" iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine gönderilen belgelerden, davacı şirketin bilinen adresindeki faaliyetini terk ettiği, aynı adreste, 18.6.1997 tarihi itibarıyla ...'ın faaliyete başladığı, 2.3.1998 tarihinde de aynı işyerinde ...'ın faaliyete geçtiği; davalı idarece, davacı şirketin faaliyetine fiilen devam ettiğine ilişkin tespit yapılmadığının belirtildiği; davalı idarece Mahkemeye gönderilen, davacı şirketin karar defteri fotokopisinden, 17.6.1997 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, davacı şirketin faaliyetine bir süre ara verileceğinden, yeni merkez adresinin, ... adresi olmasına karar verildiği ve bu adresin şirket müdürünün ikametgah adresi olduğu, davacı şirket müdürü nezdinde 3.12.1998 tarihinde düzenlenen yoklama fişiyle, şirketin işyerinin olmadığı, faaliyetinin durdurulduğunun tespit edildiği, bu durumda, davacı şirket tasfiye edilmemiş olmakla birlikte, ihtilaflı dönemde faaliyetini askıya aldığı, hiçbir ticari faaliyeti, mal veya hizmet tesliminin ve elde edilen bir gelirinin de bulunmadığı anlaşıldığından, ilgili dönemde ticari faaliyetin bulunmadığı yolundaki iddianın, 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde yer alan "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi icap ettiği gerekçesiyle ödeme emrini iptal etmiştir. Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesi 24.2.2004 günlü ve E:2002/2102, K:2004/429 sayılı kararıyla; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55 ve 58 inci maddelerinde sözü edilen ödeme emrinin konu edindiği kamu alacağını yaratan işlemlerden ayrı ve bağımsız bir idari işlem olduğu, ödeme emri düzenlenmesinin ilk nedeninin vadesinde ödenmeyen kamu alacağını yaratan bu işlem olduğu, bu işlem olmadan kamu alacağı hukuken doğamayacağından ödeme emri düzenlenmesinin de söz konusu olamayacağı, diğer bir ifadeyle ayrılabilir işlemler zincirinin bulunduğu ve her işlemde mevcut hukuka aykırılıkların yalnızca o işlemin iptali istemiyle açılacak idari davada incelenebileceği, işlemin bu nedenle idari yargı yerince iptal edilmiş olması dışında, bu işleme dayanılarak yapılan ve k...