Tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, amme alacağının kanuni temsilci ya da ortak sıfatıyla ilgili kişilerden takibi yoluna gidilebilmesi için asıl vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilerek alacağın şirketten tahsil olanağı kalmadığının belirlenmesi gerektiği hakkında.
Danıştay 4. Daire E. 2004/2180 K. 2005/182 T. 9.2.2005 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU AMME ALACAĞININ TAKİBİ TÜZEL KİŞİLERİN MÜKELLEF VEYA VERGİ SORUMLUSU OLMALARI HALİNDE, BUNLARA DÜŞEN ÖDEVLERİN KANUNİ TEMSİLCİLERİ TARAFINDAN YERİNE GETİRİLECEĞİ, BU ÖDEVLERİN YERİNE GETİRİLMEMESİ NEDENİYLE MÜKELLEFLERİN VEYA VERGİ SORUMLULARININ VARLIĞINDAN TAMAMEN VEYA KISMEN ALINAMAYAN VERGİ VE BUNA BAĞLI ALACAKLARIN KANUNİ ÖDEVLERİNİ YERİNE GETİRMEYENLERİN VARLIKLARINDAN ALINACAĞI, AMME ALACAĞININ KANUNİ TEMSİLCİ YA DA ORTAK SIFATIYLA İLGİLİ KİŞİLERDEN TAKİBİ YOLUNA GİDİLEBİLMESİ İÇİN ASIL VERGİ BORÇLUSU HAKKINDA TÜM TAKİP YOLLARININ TÜKETİLEREK ALACAĞIN ŞİRKETTEN TAHSİL OLANAĞI KALMADIĞININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA. 213/md. 10 6183/md. 35 İstemin Özeti: Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu anonim şirketin 1998 yılına ilişkin özel usulsüzlük cezasının tahsili için ödeme emri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. ?.Vergi Mahkemesinin 7.7.2004 günlü ve E:2003/648, K:2004/190 sayılı kararıyla, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10?uncu maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verildiği, amme alacağının kanuni temsilci ya da ortak sıfatıyla ilgili kişilerden takibi yoluna gidilebilmesi için asıl vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilerek alacağın şirketten tahsil olanağı kalmadığının belirlenmesi gerektiği, olayda şirketin malvarlıklarının tespiti için bir takım araştırmalar yapıldığı ancak alacağın şirketten tahsil imkanı kalmadığının ortaya konulmadığı, dolayısıyla tüm takip yollarının tüketilmediği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Davalı İdare, ödeme emrinin yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Tetkik Hakimi ?.Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ?.Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49?uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, isteminin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayaca...