Tüzel kişilerin mükellef veya sorumlu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri kasıt ve ihmalleri ile yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişilikten tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hk.
Danıştay 11. Daire E. 1995/381 K. 1995/257 T. 14.2.1995 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUKLARI TÜZEL KİŞİLERİN MÜKELLEF VEYA SORUMLU OLMALARI HALİNDE, BUNLARA DÜŞEN ÖDEVLERİN KANUNİ TEMSİLCİLERİ TARAFINDAN YERİNE GETİRİLECEĞİ, TEMSİLCİLERİN BU ÖDEVLERİ KASIT VE İHMALLERİ İLE YERİNE GETİRMEMELERİ YÜZÜNDEN TÜZEL KİŞİLİKTEN TAMAMEN VEYA KISMEN ALINAMAYAN VERGİ ALACAKLARININ KANUNİ ÖDEVLERİ YERİNE GETİRMEYENLERİN VARLIKLARINDAN ALINACAĞI HK. 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Yönetim kurulu üyesi olduğu ... - Kim A.Ş.'nin ödenmeyen 1986 yılı Eylül, Ekim, Kasım dönemlerine ilişkin katma değer vergisi ve dahili tevkifat borcu nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca davacıya ait gayrimenkullere uygulanan haciz işlemini iptal eden ... Vergi Mahkemesinin 5.5.1993 gün ve E: 1993/281, K: 1993/622 sayılı kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edildikten sonra davacı tarafından verilen dilekçe ile davadan vazgeçildiği bildirilmiştir. Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Savcısı ...'in Düşüncesi : Yönetim kurulu üyesi bulunduğu anonim şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla davacının şahsi mal varlığına uygulanan haciz işleminin iptaline karar verilmesi üzerine vergi dairesi tarafından temyiz isteminde bulunulduğu, mahkemece lehlerine karar verilen ve temyiz aşamasında karşı taraf durumunda bulunan yükümlünün vergi mahkemesinde sonuçlanan davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır. Yargılama usulünde, temyiz incelemesi ile alt derece yargı yerinin kararının hukukça uygunluğunun denetimi amaçlanmaktadır. Bu nedenle taraf iradesi ile davaya son veren işlemlerden olan "feragat" temyiz aşamasında yalnız temyiz başvurusunda bulunan taraf için, söz konusu olabilir. Aksi takdirde alt derece yargı yerince hukuka aykırılığı saptanan idari işleme işlerlik kazandırılmış olur. Açıklanan nedenle temyiz aşamasında karşı taraf durumunda olanın ilk davasından feragati hukuki sonuç doğurmayacağından işin esası incelendi: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 ncu maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hükmünde, tüzel kişilerin mükellef veya sorumlu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri kasıt ve ihmalleri ile yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişilikten tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir. Sözü edilen yasa hükmü karşısında kanuni temsilcinin takibine 6183 sayılı Kanun'un 55 nci maddesine göre ödeme emri tebliği ile başlanılması ve ilgilinin şirket borcundan dolayı sorumlu olmadığı konusunda bir iddiası varsa açacağı davada bu iddianın açıklığa kavuşturulması, ödeme emri kesinleştikten sonra haciz kararı alınıp haciz varakasının düzenlenmesinden sonra davacıya ait varlığın haczi gerekirken bu hususlara uyulmadığı yükümlünün ...