Davacının alacak davasına konu ettiği tutarın, bankadan alınan döviz kredisi ile hazine bonosu ve repo gelirlerine ilişkin olması nedeniyle, bunların vergi usul kanununun 323. maddesinde yer alan şartlar doğrultusunda ilgili yıl hesaplarına gelir olarak kaydedilmesi halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılmasında yasal isabetsizlik bulunmadığı hk.
Danıştay 4. Daire E. 2004/101 K. 2005/503 T. 29.3.2005 ŞÜPHELİ ALACAK KARŞILIĞI DAVACININ ALACAK DAVASINA KONU ETTİĞİ TUTARIN, BANKADAN ALINAN DÖVİZ KREDİSİ İLE HAZİNE BONOSU VE REPO GELİRLERİNE İLİŞKİN OLMASI NEDENİYLE, BUNLARIN VERGİ USUL KANUNUNUN 323. MADDESİNDE YER ALAN ŞARTLAR DOĞRULTUSUNDA İLGİLİ YIL HESAPLARINA GELİR OLARAK KAYDEDİLMESİ HALİNDE ŞÜPHELİ ALACAK KARŞILIĞI AYRILMASINDA YASAL İSABETSİZLİK BULUNMADIĞI HK. 213/md. 323 Temyiz Eden : ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf : .... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti : 2001 yılı işlemleri incelenen davacının şüpheli alacak için karşılık ayırması eleştirilerek hesaplanan matrah farkı nedeniyle, ilgili yılda yararlanılmayan yatırım indirimi tutarı dikkate alınarak gelir (stopaj) vergisi salınmış, fon payı hesaplanmış, vergi ziyaı cezası kesilmiştir. .... Vergi Mahkemesi, 23.10.2003 günlü ve E:2003/67, K:2003/576 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre bir alacağın şüpheli alacak sayılarak pasifte karşılık ayrılabilmesi için, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olan ve varlığı konusunda şüphe bulunmayan bir alacağın mevcut olması, ancak sözkonusu alacağın dava ve icra safhasında olmakla tahsilinin şüpheli hale gelmesi gerektiği, olayda; davacının Koçbank Anonim Şirketine olan kredi borçlarından dolayı banka tarafından el konulan para ve menkul kıymetlerin iadesi için dava açıldığı ve ortada borçlara haksız olarak el konulduğu konusunda mahkemece verilmiş bir karar bulunmadığından, varlığı konusunda hiçbir şüphe bulunmayan bir alacaktan söz edilemeyeceği gibi bu davanın bir alacak davası değil eda davası olması nedeniyle şüpheli alacak olarak pasifte karşılık ayrılmasına kanunen imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, bir alacak davasının sözkonusu olduğunu, alacağın içinde repo ve hazine bonosu gelirinin yer aldığını, bankanın şirketin bilgisi dışında alacaklarına el konulduğunu ileri sürmekte ve kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun bulunan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi .....'un Düşüncesi : Davacının sözü edilen alacağı, şüpheli alacak sayarak karşılık ayırabilmesi için gelir olarak kaydedip kaydetmediği konusunda yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı .....'nun Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığı gibi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323.maddesi hükmüne göre alacağın şüpheli alacak olması için alacağın, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olması, dava veya icra safhasında olması, zamanında tahsil edile...