Amme borcu nedeniyle kanuni temsilcilerin sorumlulukları hk.
Danıştay 4. Daire E. 2001/3894 K. 2002/2666 T. 20.6.2002 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU AMME BORCU NEDENİYLE KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUKLARI HK. 213/md. 10 6183/md. 35 Temyiz Eden Taraflar: 1- .... Vergi Dairesi Başkanlığı 2- .... Vekili: Av. .... İstemin Özeti: .... Anonim Şirketinin 1999-2000 yıllarına ilişkin muhtelif vergi borçlarının tahsili için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. .... Vergi Mahkemesi 4.7.2001 günlü ve E: 2000/2227, K: 2001/1064 sayılı kararıyla; dosyadaki mevcut belgelerin incelenmesinden, yapılan araştırmalar sonucu, yükümlü şirketin amme borcunu karşılayacak yeterli mal varlığının bulunmadığı kanıtlanmış olduğundan kanuni temsilci sıfatıyla amme alacağının tahsili amacıyla davacının mal varlığına gidilmesinde yasal isabetsizlik görülmediği, ancak, şirketin yönetim kurulu üyeliğinden 31.12.1999 tarihi itibarıyla istifa eden ve istifası Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan davacının bu tarihten itibaren kanuni temsilcilikten fiilen ayrılmakla şirketin vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda yetkisi kalmaması nedeniyle ödeme emrinin 2000 yılına ait amme borcuna ilişkin kısmının iptaline, 1999 yılına isabet eden kısmına yönelik davanın ise reddine karar vermiştir. Davalı İdare, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin kanun ve usule uygun olduğunu, Davacı, usulüne göre ödenecek aşamaya gelmiş bir kamu alacağının bulunmadığını, ilgili dönemlerde şirketi temsile yetkisi bulunmadığı dolayısıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesinin uygulanabilmesi için gerekli koşulların oluşmadığı nedeniyle ödeme emrinin tamamen iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Davalı İdare, yasal dayanaktan yoksun temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Olayda davacı borcun vade tarihinden önce fiilen yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı ve borçlu şirket hakkında tahsil olanağı kalmadığı yolunda yasal takip yolları tüketildiğine ilişkin yeterli tespit yapılmadığı anlaşıldığından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesi uyarınca davacının sorumlu tutulmasında isabet görülmediği nedeniyle bu borçların tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali gerektiğinden mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'in Düşüncesi: Uyuşmazlık, Yönetim Kurulu üyesi bulunduğu .... AŞ nin 1999 ve 2000 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca davacı adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı kısmen kabul eden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumluların...