Davacı şirkete teknik iflastan kurtulmak amacıyla "zarar telafi fonu" adı altında ana şirket tarafından para transferinde bulunulmasının ekonomik ve ticari icaplara uymadığı dikkate alındığında, davacının ana şirkete verdiği hizmet karşılığı olduğu sonucuna varılan tutarın kurum kazancına ilave edilmesi gerektiği hakkında.
DANIŞTAY 3. Daire E. 2016/3630 K. 2017/9305 T. 14.12.2017 ZARAR TELAFİ FONU DAVACI ŞİRKETE TEKNİK İFLASTAN KURTULMAK AMACIYLA "ZARAR TELAFİ FONU" ADI ALTINDA ANA ŞİRKET TARAFINDAN PARA TRANSFERİNDE BULUNULMASININ EKONOMİK VE TİCARİ İCAPLARA UYMADIĞI DİKKATE ALINDIĞINDA, DAVACININ ANA ŞİRKETE VERDİĞİ HİZMET KARŞILIĞI OLDUĞU SONUCUNA VARILAN TUTARIN KURUM KAZANCINA İLAVE EDİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA. 5520/md. 1 , 2 , 6 6762/md.546 İstemin Özeti: Davacı şirket adına, %99,60 oranında ortağı olan yurtdışında mukim ana firma tarafından "zarar telafi fonu" adı altında gönderilen tutarlar ile daha sonra sermayeye ilave edilen "sermaye avanslarının kurum kazancına eklenmesi gerektiği ve bu nedenle haksız kurumlar vergisi iadesi aldığı yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme uyarınca 2007 yılına ilişkin re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergileri ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemi için salınan vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 3. Vergi Mahkemesinin 23.11.2012 gün ve E:2011/1699, K:2012/3076 sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 324 ve 546'ncı maddelerine değindikten sonra; dava konusu tarhiyatlara ilişkin vergi inceleme raporunun dayanağı 24.3.2011 tarih ve 1287/185-2 sayılı Vergi Tekniği Raporunda, davacı şirketin, yurtdışında bulunan yabancı ortağı olan ana şirket tarafından 2006 ve 2007 yıllarında gönderilen paraları zarar telafi fonuna aktardığı, söz konusu paraların davacı şirketin, ana şirkete Türkiye'deki pazar payını arttırma ve mevcut pazar payının korunması hizmetinin karşılığı olmasına karşın gelir olarak kaydedilmeksizin öz kaynak hesaplarına intikal ettirildiği, bu tutarların kurum kazancına ilave edilmesi gerektiği tespitlerine yer verildiği ve bu doğrultuda hazırlanan vergi inceleme raporlarına dayanılarak dava konusu tarikatların yapıldığının anlaşıldığı olayda, yabancı ortağının sahibi olduğu bazı markalara ait ürünlerin yurtdışından ithali ve bu ürünlerin yurt içinde pazarlama ve perakende satışı ile iştigal eden davacı şirketin ithalatçı bir yapıda olmayıp, esasen ortağı konumunda olan ana firmanın sahip olduğu bazı markalara ait ürünlerin Türkiye'de pazarlanması ve perakende satışını yaptığının görüldüğü, vergi inceleme elemanınca, davacının esas faaliyet gelirleri itibarıyla karlı durumda olduğu, ancak pazarlama, satış ve dağıtım giderleri dikkate alındığında, zarar ettiği, dolayısıyla yabancı ortağına Türkiye'deki pazar payının arttırılması hizmeti sunduğu eleştirisi getirilerek vergilendirme öngörülmüşse de davacı şirketin, perakende mağazacılık sektöründeki rakip firmalarla rekabet edebilme ve Türkiye pazarında tutunma amacıyla 2006 ve 2007 yıllarında agresif büyüme kararı alarak pazarlama, satış, dağıtım giderlerine katlanarak zarar ettiğinin anlaşılması ve uyuşmazlık konusu paraların gönderilmemesi halinde hakkında 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 324'üncü maddesi hükmünün uygulanacağı hususunda tartışma bulunm...