Komisyoncu kendi adına ve hesabına mal alım-satımı yapan bir tüccar ya da aksi kanıtlanmadığı sürece üçüncü kişiye satılmak üzere gönderilen malın alıcısı durumunda olmadığından gelir (stopaj) vergisi mükellefi olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Danıştay 3. Daire E. 1998/2673 K. 2000/737 T. 24.2.2000 KOMİSYONCULUK FAALİYETİNDE STOPAJ KOMİSYONCU KENDİ ADINA VE HESABINA MAL ALIM-SATIMI YAPAN BİR TÜCCAR YA DA AKSİ KANITLANMADIĞI SÜRECE ÜÇÜNCÜ KİŞİYE SATILMAK ÜZERE GÖNDERİLEN MALIN ALICISI DURUMUNDA OLMADIĞINDAN GELİR (STOPAJ) VERGİSİ MÜKELLEFİ OLARAK KABUL EDİLMESİ MÜMKÜN BULUNMAMAKTADIR. 193/md. 94 Temyiz İsteminde Bulunan Taraflar: 1- ... Vergi Dairesi Başkanlığı 2- ... Vekili: Av. ... İstemin Özeti: Sebze ve meyve komisyonculuğu işiyle uğraşan davacı adına 1995 yılı hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 1995/Ocak ila Ağustos aylarına ilişkin olarak re'sen salınan gelir (stopaj) vergileri ve fon payları ile bunlara bağlı olarak kesilen kaçakçılık cezalarına karşı açılan davayı; davacı tarafından adına komisyon faturası düzenlenen kişilerden bazılarının zırai mahsül üretimi, alımı ve satımı ile hiçbir ilişkilerinin bulunmadığı, faaliyetlerine uyuşmazlık dönemlerinden önce son verdikleri, öte yandan mal bedellerinin ödendiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmediği anlaşılmakta olup bu durumda leh ve aleyhe olan durumların dikkate alınması suretiyle bulunan matrah farkı üzerinden yapılan gelir (stopaj) vergisi ve fon payı tarhiyatında yasal isabetsizlik bulunmadığı, matrah farkı davacının beyanı doğrultusunda defter ve belgeler üzerinden tespit edilmiş olduğundan tarhiyata kusur cezası uygulanması gerektiği gerekçesiyle kısmen kabul ederek kaçakçılık cezalarını kusur cezalarına çeviren davanın gelir (stopaj) vergileri ve fon paylarına ilişkin kısmını ise reddeden ... Vergi Mahkemesinin 19.2.1998 gün ve E: 1996/902, K: 1998/183 sayılı kararının; vergi dairesi müdürlüğü tarafından, kesilen kaçakçılık cezalarında yasalara aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından ise; inceleme raporundaki tespitlerin varsayıma dayalı olduğu, bu nedenle bulunan matrah farkı üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta yasalara uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istemleridir. Savunmanın Özeti: Vergi dairesi müdürlüğünce, davacının temyiz süresini geçirdikten sonra temyiz isteminde bulunduğu ileri sürülerek istemin reddi gerekeceği savunulmuştur. Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İnceleme raporunda adına komisyon faturası düzenlenen kişiler hakkında herhangi bir inceleme yapılmadığı, sadece ilgili vergi dairelerinden tarh dosyalarına bakılmak suretiyle gönderilen cevap yazılarına dayanılarak rapor düzenlendiği, bu durumda davacı tarafından satışı yapılan sözkonusu malların stopaj yapılmaksızın müstahsilden alındığı yolundaki iddianın varsayıma dayandığı, bu nedenle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığından davacı temyiz isteminin kabulü ile vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Savcı : ... Düşüncesi : Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal neden...