Cezai yaptırıma bağlanmış bulunan fiilin tüm unsurları ile oluşmaması halinde özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceği hk.
Danıştay 3. Daire E. 1998/1681 K. 1999/4114 T. 30.11.1999 FİİLİN TÜM UNSURLARI İLE OLUŞMUŞ OLMASI ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI CEZAİ YAPTIRIMA BAĞLANMIŞ BULUNAN FİİLİN TÜM UNSURLARI İLE OLUŞMAMASI HALİNDE ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI KESİLEMEYECEĞİ HK. 213/md. 353 Temyiz İsteminde Bulunan Taraflar : 1- ... 2- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti : Nakliyecilik ve oto tamirciliği faaliyetinden dolayı mükellef olan davacı adına 1996 yılı defter ve belgeleri ile bu yıla ilişkin banka hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen rapora istinaden salınan ağır kusur cezalı gelir vergisi, fon payı ile kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılan davayı; tarhiyatın dayanağı 24.7.1997 gün ve 97/14/31 sayılı inceleme raporu ve eki tutanakta davacının banka hesap ekstresinin incelenmesi sonucu, hesaptan yüklü miktarlarda paraların yatırılıp çekildiği, hesaptan para çekenlerin ismen bilinmelerine rağmen adreslerinin belli olmaması nedeniyle bilgi alınamadığı, fakat, davacı beyanına göre bu hesabın ticari olmadığı, günümüz ekonomik koşullarında bu tutarların karşılıksız verilemeyeceğinden faiz geliri karşılığı ödünç para verildiğinin kabulü ile 556.903.000.- lira ticari kazanç elde ettiği ve bunu vergi dairesinin bilgisi dışında bıraktığı, ayrıca nakil vasıtasının satış değerinin 918.479.000.- lira eksik fatura edildiği, bu nedenle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 30. maddesi uyarınca re'sen takdir nedeninin bulunduğu, bulunan matrah farkları üzerinden cezalı tarhiyatın önerildiği ve araç satışında eksik düzenlenen meblağa ilişkin özel usulsüzlük cezasının kesilmesinin istenildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1. maddesinde gelirin bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu, 37. maddesinde ise her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinde de vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hususlarının hüküm altına alındığı, bu durumda genel kanaate ve varsayımlara göre vergilendirme yapılamayacağı, gerçek ya da gerçeğe en yakın biçimde vergiyi doğuran olayın ortaya çıkarılması gerektiği, inceleme elemanınca banka şubesinden istenen aylık hesap ekstreleri incelenerek ve para çekenlerin tespitiyle yetinilerek bu şahıslar nezdinde araştırma yapmaya girişilmediği ve eksik incelemeyle ikrazatçılık faaliyetinden elde edildiği kabul edilen tutar üzerinden matrah takdirinin yapıldığı, kaldı ki davacı hakkında bu yolda ihbar veya iddianın da bulunmadığı, bu nedenle borç para verildiği ve faiz geliri elde edildiği yeterince tespitli olmadan bulunan 556.903.000.- lira matrah farkında yasal isabet görülmediği, taşıt aracının ise satış değerinin eksik bildirildiği hususunun davacı ve alıcı nezdinde tutulan tutanakla belirlendiğinden 918.479.000.- lira hasılatını beyan dışı bıraktığının tartışmasız olduğu ve bu miktarın matraha ilavesinin gerektiği, 3824 sayılı Kanunun 20. m...