Mahkememize açılan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalı bankanın kredi müşterisi olduğunu, davalı banka personellerinin davacı şirket yöneticisinin iyi niyet ve güvenirliliğinden yararlanarak imza edilmesini sağladığı 26/03 (78785), 10/04 (81289), 23/05 (90111) 2013 tarihli opsiyon teyit sözleşmeleri ve bu teyit sözleşmelerinin yeniden yapılandırılması amacıyla düzenlediği 10/06 (94703), 03/07 (97675) 2013 tarihli revize edilmiş sözleşmeleri kullanarak, davacının hesaplarından 5.356.460 TL karşılığı EURO ve 4. 400.260 TL karşılığı USD olmak üzere toplam 9.756.720 TL tutarında hukuka aykırı şekilde davalı bankanın hesaplarına geçirerek davacı şirketi zarara uğramasına yol açtığını, davalı bankanın bu sebeple haksız edinimde bulunduğunu, davalının ediminde araç olarak...
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/332 Esas KARAR NO: 2019/1145
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ: 25/03/2016 KARAR TARİHİ: 19/09/2019 Mahkememize açılan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalı bankanın kredi müşterisi olduğunu, davalı banka personellerinin davacı şirket yöneticisinin iyi niyet ve güvenirliliğinden yararlanarak imza edilmesini sağladığı 26/03 (78785), 10/04 (81289), 23/05 (90111) 2013 tarihli opsiyon teyit sözleşmeleri ve bu teyit sözleşmelerinin yeniden yapılandırılması amacıyla düzenlediği 10/06 (94703), 03/07 (97675) 2013 tarihli revize edilmiş sözleşmeleri kullanarak, davacının hesaplarından 5.356.460 TL karşılığı EURO ve 4. 400.260 TL karşılığı USD olmak üzere toplam 9.756.720 TL tutarında hukuka aykırı şekilde davalı bankanın hesaplarına geçirerek davacı şirketi zarara uğramasına yol açtığını, davalı bankanın bu sebeple haksız edinimde bulunduğunu, davalının ediminde araç olarak kullanılan belgelerin hukuken geçerliliğinin ve davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığını, davalı banka tarafından gerçekleştirilen işlemlerin yolsuz olduğunu, dava konusu sözleşmelerin davacı şirkete karşı ileri sürülebilmesi için öncelikle imzaların konu ve miktarı itibariyle şirket ana sözleşmesi hükümlerine uygun olması gerektiğini, sözleşme üzerindeki imzaların davacı şirketin ana sözleşmesine göre şirketi ilzam etmesinin söz konusu olmadığını, opsiyon teyit sözleşmelerinin imzalandığı 2013 yılında teyit sözleşmelerini imzalayan kişilerin işletme konusu ve parasal tutar itibariyle şirketi temsil ve ilzama yetkilerinin olmadığını, şirket genel müdürünün banka personeli tarafından işlemin mahiyeti hakkında hataya sevk edilip kandırıldığını, bu suretle sağlanan iki imza ve konu itibariyle şirkete ilzama yeterli olmadığı bilinerek banka personelince yönlendirilerek alındığını, teyit sözleşmelerinin imzalanması teklifi sırasında davacı şirket genel müdürüne 2011 yılında imzalanmış olduğu sonradan anlaşılan 05/05/2011 tarihli çerçeve sözleşmeden bahsedilmediğini, riskler hakkında hiçbir bilgi verilmediğini, banka personelinin opsiyon işlemini özel müşterilerine yaptığı bir jest, sıradan bir bankacılık işlemi gibi takdim ederek özellikle işlemin mahiyetini gizlediğini, bankanın başkent kurumsal şube müdürünün iki personeli ile şirket merkezine gelerek olağan bir ziyaret yapıldığı havasıyla şirket adına iki imza elde etmeyi başardığını, oldu bitti tarzında işlemlerin gerçekleştiğini, davalı bankanın çerçeve sözleşmesinin imzalanmasından sonra davacı şirketin ortaklık ve yönetim yapısının tamamen değiştiğini, yeni ortakların şirket paylarının % 87'sine sahip olduğunu, yönetim kurulunun hakim ortaklarca oluştuğunu, bu durumun çerçeve sözleşmesinin çift yönlü olarak feshi sonucunu doğuran bir neden olduğunu bildiğini, 2011 yılında imzalanan bu sözleşmenin şirket işletme konusu dışında bir işlem olduğunu, o tarih...