Kanun hükümlerine aykırı olarak yapılan tebligat üzerine kesinleşmiş bir alacaktan söz edilemeyeceği hk.
Danıştay 11. Daire E. 1999/325 K. 1999/2417 T. 7.6.1999 ÖDEME EMRİ KANUN HÜKÜMLERİNE AYKIRI OLARAK YAPILAN TEBLİGAT ÜZERİNE KESİNLEŞMİŞ BİR ALACAKTAN SÖZ EDİLEMEYECEĞİ HK. 6183/md. 55 Kararın Düzeltilmesini İsteyen: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : S.S. ... Dayanıklı Tüketim Malları Kooperatifi İstemin Özeti : 1991 yılının Ekim, Kasım ve Aralık dönemlerine ilişkin kaçakçılık cezalı katma değer vergisi borcunun gecikme faizi ile birlikte tahsili amacıyla yükümlü kooperatif adına düzenlenen ödeme emrini onayan ... Vergi Mahkemesi kararını; 6183 sayılı Yasanın 55. maddesine göre ödeme emri düzenlenebilmesi için, amme alacağının 213 sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak tarh ve tebliğ aşamalarından geçerek tahakkuk edip vadesinde ödenmemiş olmasının gerektiği, dosyanın incelenmesinden, vergi ve ceza ihbarnamelerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen usule göre tebliğ olunduğunun davalı idarece kanıtlanamadığının anlaşıldığı, bu durumda ortada tahsil edilebilir hale gelmiş kamu alacağından söz edilemeyeceği gerekçesiyle bozan Danıştay Onbirinci Dairesinin 8.10.1998 gün ve E: 1998/1201; K: 1998/3324 sayılı kararının; vergi dairesi müdürlüğü tarafından, düzenlenen ödeme emrinin Kanuna aykırı olmadığı ileri sürülerek düzeltilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Savcısı ....'nun Düşüncesi: Karar düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ....'un Düşüncesi: Kararın düzeltilmesi istemine ait dilekçede ileri sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Vergi Usul Kanunu'nun 103. maddesinde, tebliğin hangi hallerde ilan yolu yapılacağı açıklanmış, aynı Kanunun 22. maddesinde, ise vergi tahakkukunun, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu belirtilmiştir. Buna göre, tebliğin ilan yolu ile yapılabilmesi için öncelikle normal ve mutad tebliğ usulleri denenerek tebligatın bu usullerle yapılamadığının, diğer bir ifadeyle posta veya memur eliyle yapılacak tebliğden bir sonuç alınamadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerekir. Danıştay 3. Dairesinin 1998/1111 esas sayılı dosyasında bulunan işlem dosyası ile karar düzeltme dilekçesi ekinde ibraz edilen belgelerin incelenmesinden, takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden tarholunan vergiye ait ihbarnamenin, ilanen tebliğin yapıldığı 25.1.1997 tarihinden sonra memur eliyle tebliğ edilmeye çalışıldığı ve 30.1.1997 günlü tutanak ile bu yöntemle yapılmak istenen tebligattan bir sonuç alınamadığının belirtildiği, diğer taraftan işlem dosyasında mevcut .... Ticaret Sicil Memurluğunun 9.11.1996 gün ve 4577 sayılı yazısında bel...