Esas No:2007/8900 Karar No:2010/2078
Karar Özeti
İstihbari bilgi notunun basına sızdırılması şeklindeki idari eylemin, yalnızca bir kez gerçekleştirilebilecek bir eylem olmadığı; bu eylem nedeniyle basında yer alan her bir yayın, yeni bir manevi zarara yol açtığından; ilgilinin yayınları öğrenmesi üzerine 2577 sayılı yasanın 13. hükmü gereği, her bir yayın nedeniyle duyduğu elem karşılığı manevi tazminat davası açabileceği hakkında.
Karar Metni
10. Daire 2007/8900 E. , 2010/2078 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2007/8900 Karar No: 2010/2078 Temyiz Eden(Davacı) : … Karşı Taraf (Davalı) : Sanayi ve Ticaret Bakanlığı/ ANKARA İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesince, davanın süre aşımı nedeiyle reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava; davacı hakkında düzenlenen istihbari bilgi notunun "…" ve "…" isimli internet sitelerine sızdırılması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 50.000 TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. ... İdare Mahkemesince; davacı hakkında düzenlenen bilgi notunun ilk olarak 13.5.2003 ve 15.5.2003 tarihlerinde yayımlanan gazetelerde yer aldığı; davacının, söz konusu basına sızdırma eyleminin, davalı idarenin kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla görevliler hakkında yasal işlem yapılması istemiyle 12.9.2003 tarihinde davalı idareye başvurduğu, dolayısıyla basına sızdırma eyleminin davacı tarafından en geç 12.9.2003 tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerektiği; buna göre, davacının, 2577 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca 12.9.2003 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde idareye başvurarak uğradığı zararın tazminini istemesi gerekirken, bu tarihi geçirdikten çok sonra 15.6.2006 tarihinde yaptığı başvuru üzerine açtığı davada süre aşımı bulunduğu; her ne kadar davacı tarafından, hakkındaki yazının, gazete dışında farklı internet sitelerinde de yayınlandığının yeni öğrenildiği ve bu yayınların devam ettiği ileri sürülerek bakılan dava açılmış ise de; basına sızdırma eyleminin, yalnızca bir kez gerçekleştirilebilecek bir eylem olduğu, bu nedenle yayınların kaldırılmamasının veya farklı basın-yayın organlarında söz konusu yazıya yeni yer verilmesinin idarenin sorumluluğunu yeniden doğurduğu şeklinde yorumlanamayacağı, davacının yayının devam etmesi nedeniyle uğradığı zararın, yayıncı kuruluş aleyhine adli yargıda açacağı davanın konusunu oluşturabileceği; kaldı ki, davacının, zararın doğduğunu ileri sürdüğü "…" ve "…" isimli internet sitelerinde yer alan yazıları 6.4.2005 tarihinde öğrendiğini açıkça beyan ettiği, dolayısıyla zararın bu tarih itibariyle doğduğu kabul edilse dahi, yukarıda anılan madde uyarınca davalı idareye yine 1 yı...