Mahkemesi: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi: 11/07/2019 Numarası: 2018/251 (E) - 2019/744 (K) Davanın Konusu: Maddi Tazminat Karar Tarihi: 26/5/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; sigortalının bir beyanında aracı 2017 yılı Temmuz ayında Şile otoparkına park ettiğini, 31/8/2017 tarihinde ise yerinde görmediğini beyan ettiğini, ortada dört aylık bir sürenin söz konusu olmadığını, bu hususun ispat yükünün müvekkiline geçmesi için yeterli olamayacağını, bilirkişinin mahkemeye hukuki görüş bildirmesinin Kanuna aykırı olduğunu, aracın yol...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dosya No: 2021/713 Karar No: 2023/880 İncelenen Kararın Mahkemesi: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi: 11/07/2019 Numarası: 2018/251 (E) - 2019/744 (K) Davanın Konusu: Maddi Tazminat Karar Tarihi: 26/5/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; sigortalının bir beyanında aracı 2017 yılı Temmuz ayında Şile otoparkına park ettiğini, 31/8/2017 tarihinde ise yerinde görmediğini beyan ettiğini, ortada dört aylık bir sürenin söz konusu olmadığını, bu hususun ispat yükünün müvekkiline geçmesi için yeterli olamayacağını, bilirkişinin mahkemeye hukuki görüş bildirmesinin Kanuna aykırı olduğunu, aracın yol üzerine park edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunun ileri sürülmesinin sigorta hukukunun ilkelerini tümüyle gözardı ettiğini, çünkü sigorta hukukunda ispat yükünün yer değiştirebilmesi için sigorta şirketinin rizikonun ihbar edilenden farklı biçimde gerçekleştiğini kanıtlaması gerektiğini, hayat içinde gayet normal davranışların hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülerek ispat yükünün yer değiştirmesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin iddialarını desteklemek için tarihleri bile çarpıttığını, zira sigortalının bir beyanında Temmuz ayı içerisinde aracı bıraktığını belirttiğini, daha sonra verdiği beyanda ise tahminen 1 Mayısta dediğini, ikinci beyanın olayın gerçekleşmesinden aylar sonra verildiğinin ve tarih aralığının da net hatırlanamayacağının unutulmaması gerektiğini, sigortacının geçerli sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikodan sorumlu olduğunu, rizikonun gerçekleşmediğinin sigorta şirketi tarafından kesin, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355 inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Davacının rehin alacaklısı olduğu dava dışı ... ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen genişletilmiş kasko sigortası ile dava dışı ...'na ait ... plakalı kamyon türünden çekici araca ilişkin 15/6/2017 başlangıç, 15/6/2018 bitiş tarihleri arasında geçerli kasko poliçesi düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta tartışılması gereken hukuki sorun, çalındığı ileri sürülen kasko sigortalı çekicinin bedelinin, kasko sigortası teminatı kapsamında olup olmadığına ilişkindir. Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında, gerekse de rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki i...