Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, poliçede teminat altına alınan davacıya ait aracın çalınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ceza hukuku alanında yeterli deneyime sahip olmayan mahkemenin, mahkemece maddi vakıaların yanlış değerlendirildiğini, müvekkili davacının dolandırıcılık suçundan beraatine ilişkin ilk derece mahkemesince verilen hükmün hukuk hakimini bağlayıcı nitelik taşıdığını, başka bir anlatımla müvekkilinin çalınmamış bir aracı çalınmış gibi göstermediğini, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunun ise müvekkilinin ilk anda hasarlı biçimde...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dosya No: 2020/2404 Karar No: 2023/248 İncelenen Kararın Mahkemesi: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi: 07/10/2020 Numarası: 2014/319 (E) - 2020/607 (K) Davanın Konusu: Maddi Tazminat Karar Tarihi: 9/2/2023 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, kasko sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, poliçede teminat altına alınan davacıya ait aracın çalınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ceza hukuku alanında yeterli deneyime sahip olmayan mahkemenin, mahkemece maddi vakıaların yanlış değerlendirildiğini, müvekkili davacının dolandırıcılık suçundan beraatine ilişkin ilk derece mahkemesince verilen hükmün hukuk hakimini bağlayıcı nitelik taşıdığını, başka bir anlatımla müvekkilinin çalınmamış bir aracı çalınmış gibi göstermediğini, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunun ise müvekkilinin ilk anda hasarlı biçimde satın aldığı aracın sigorta değerinin normal yaptırılmasıyla ilgili olduğunu, müvekkilinin aracın kasko poliçesinin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunmadığını, kasko sigortası bedelinin aracın marka ve modeli acenteye bildirildiğinde otomatik biçimde saptandığını, ceza yargılamasındaki maddi vakıalar kendisini bağlayan hukuk hakiminin bu maddi vakıalardan bağımsız karar verdiğini, mahkemenin kanıtları objektif olarak değerlendirmediğini, ceza yargılamasında İstanbul Teknik Üniversitesinden oluşturulan 3 kişilik heyet tarafından aracın anahtarı kullanılmaksızın hırsızlık eylemine konu olup olamayacağı, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Hırsızlık Bürosu tarafından da immobilizer sistemli araçların hırsızlık suçuna konu olup olmayacağı konusunda rapor alındığı, EGM tarafından hazırlanan immobilizer sistemli araçların nasıl çalındığına ilişkin görsel anlatıların dosyaya sunulduğu, buna karşın mahkemenin tek taraflı hazırlanan sigorta eksperinin raporunu hükmüne esas aldığını, gerekçeli kararında 4/3/2020 tarihli rapordan bahseden ilk derece mahkemesinin raporu hazırlayan kişinin eğitimini veren ülkemizin teknik konularda en yeterli üniversitesinin 3 kişilik heyeti tarafından düzenlenen bir rapor varken, sigorta eksperinin tutanağını yinelemekten öteye geçmeyen raporu neden hükme esas aldığını açıklamadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Eldeki davada, davacı ... ile davalı ... arasında, adı geçen davacıya ait ... plakalı otomobile ilişkin 25/5/2006 başlangıç 25/5/2007 bitiş tarihli kasko poliçesinin 25/5/2006 günü akdedildiği kon...