1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra...
Hukuk Genel Kurulu 2020/245 E. , 2022/950 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigortalıya aort anevrizması teşhisi konulduğunu, müvekkilinin bu teşhis sonucu Bypass ameliyatı geçirdiğini, sigorta şirketinin risk gerçekleştiği hâlde, sigorta bedelini tehlikeli hastalıklar statüsünde olmadığı gerekçesi ile ödemediğini ileri sürerek 20.000TLnin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hastalığının sigorta özel şartları gereği teminat altına alınan tehlikeli bir hastalık olarak nitelendirilmediğini, rizikonun teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.03.2016 tarihli ve 2014/462 E., 2016/263 K. sayılı kararı ile; benimsenen bilirkişi raporuna göre, hastalığın tehlikeli hastalık olsa dahi poliçede sayılan hastalıklardan biri olmadığı, sadece bunlara sebep olacak türden bir hastalık olduğu, sigortalının kalp krizi geçirmediği, inme (felç) olmadığı, Kocaeli Devlet Hastanesinden alınan 01.10.2013 tarihli sağlık kurulu raporuna göre daimi maluliyetinin de %58 oranında olduğu anlaşıldığından hastalığın poliçe teminatı kapsamında olmadığı ve davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 22.05.2017 tarihli ve 2016/12382 E., 2017/5769 K. sayılı kararı ile; Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacı sigortalıya Aort Anevrizması teşhisi konularak Bypass ameliyatı geçirdiğini, riskin gerçekleştiğini ileri sürerek dava açmış, davalı vekili, davacının hastalığının sigorta özel şartları gereği teminat altına alınan tehlikeli bir hastalık olarak nitelendirilmediğini, rizikonun teminat kapsamında olmadığını ...