İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, "müvekkilinin davalıya uzun yıllardır mangal kömürü sattığını, ancak davalının bazı tutum ve davranışları nedeniyle noterden ihtarname göndererek 21.01.2011'de bu ticari ilişkiye son verdiklerini, bu ihtarname ile alacaklarının muaccel olduğunu, halihazırda davalıdan 60.199,55 TL alacaklı olduklarını, yaptıkları icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini" iddia ile müvekkilinin 60.199,55 TL alacaklı olduğunun tespitini ve itirazın iptalini, takibin devamını, %40 tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı cevaben, "davacı ile 3 ayrı cari hesap altında çalıştıklarını, bunlardan birinde davacının müvekkiline 52.260,82 TL, diğerinde 13.559,40 TL borcu...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2017/3748 Esas KARAR NO: 2019/424 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2017 NUMARASI: 2011/234 2017/228 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 27/02/2019 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, "müvekkilinin davalıya uzun yıllardır mangal kömürü sattığını, ancak davalının bazı tutum ve davranışları nedeniyle noterden ihtarname göndererek 21.01.2011'de bu ticari ilişkiye son verdiklerini, bu ihtarname ile alacaklarının muaccel olduğunu, halihazırda davalıdan 60.199,55 TL alacaklı olduklarını, yaptıkları icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini" iddia ile müvekkilinin 60.199,55 TL alacaklı olduğunun tespitini ve itirazın iptalini, takibin devamını, %40 tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı cevaben, "davacı ile 3 ayrı cari hesap altında çalıştıklarını, bunlardan birinde davacının müvekkiline 52.260,82 TL, diğerinde 13.559,40 TL borcu bulunduğunu, üçüncü cari hesabın açık olduğunu, sehven bu hesaptan ödeme yapıldığını, diğer cari hesaplardaki borçlar dikkatten kaçtığından mahsup yapılmadığını, bu nedenle davacının iddialarının doğru olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede Delil Sözleşmesi şartı bulunduğunu, bu nedenle sadece müvekkilinin defter ve kayıtlarını esas alınacağını, takas mahsup iradelerini beyan ettiklerini, davacının alacak iddiasının neden doğduğunun belli olmadığını" savunarak davanın reddini, %40 tazminat verilmesini istemiştir.Mahkemece 02.03.2017'de "davalı tarafların sözleşme hükümlerine göre ve haklı olarak düzenlendiği, davalının bu faturalardan kaynaklı alacağının ispatlandığı, bu faturaların yegane delil olan davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bilirkişi raporlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının bulunmadığı, kötüniyetli tazminat koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tehir-i icra talepli istinaf dilekçesinde, "her 3 bilirkişi raporunda, müvekkilinin alacaklı olduğunun doğrulandığını, davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği faturaların ise tartışmalı olduğunu, sözleşmedeki delil şartına dayanılarak, müvekkilinin defter ve kayıtlarına değer atfedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 193/2 maddesi gereğince taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, delil sözleşmesi geçerli kabul edilse bile, davanın ispatı için delil sunma haklarının müvekkilinin elinden alınmaması gerektiğini, davalının alacağın doğduğu iddia edilen 2010 yılı için geçerli bir sözleşme ve delil vasfı bulunmadığını, faturaların tamamının 2010 yılı Aralık ayınd...