Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, davacı taraf, ... 6. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında davalı kurum tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibini kabul etmediğini, takibe dayanak sözleşme, takip talebi ve icra dosyasını ayakta tutan tüm asıl evrakların dosyada mevcut olmadığını, ayrıca müvekkilinin davalı kuruma herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Davacı, icra takibine konu edilen tüm belgelerde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir kredi sözleşmesi veya benzeri bir borçlandırıcı işleme taraf olmadığını ve imza incelemesi yapılması hâlinde sahte imzaların ortaya çıkacağını iddia etmektedir. Bu nedenle davacı, söz konusu icra takibinin öncelikle ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını,...
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/733 Esas KARAR NO : 2025/846
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 14/11/2023 KARAR TARİHİ : 19/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, davacı taraf, ... 6. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında davalı kurum tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibini kabul etmediğini, takibe dayanak sözleşme, takip talebi ve icra dosyasını ayakta tutan tüm asıl evrakların dosyada mevcut olmadığını, ayrıca müvekkilinin davalı kuruma herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Davacı, icra takibine konu edilen tüm belgelerde yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir kredi sözleşmesi veya benzeri bir borçlandırıcı işleme taraf olmadığını ve imza incelemesi yapılması hâlinde sahte imzaların ortaya çıkacağını iddia etmektedir. Bu nedenle davacı, söz konusu icra takibinin öncelikle ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, akabinde takibin iptalini ve davalıların haksız ve kötü niyetli işlem yaptıkları gerekçesiyle İİK kapsamında %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmelerini talep etmiş; haksız takip nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi olarak ağır biçimde zarara uğradığını, bu sebeple menfi tespit davası açma zorunluluğunun doğduğunu belirtmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre, davalı taraf, davacı borçlu tarafından borcu bulunmadığı iddiasıyla açılan işbu menfi tespit davasının kötü niyetli ve dayanaksız olduğunu savunmuş; dava konusu icra takibinin her ne kadar 2010 yılında yeni esasa kaydedilmiş olsa da 1998 yılına dayanan bir kredi borcundan kaynaklandığını, davacının yetkilisi olduğu şirket lehine temlik eden Kentbank tarafından kullandırılan kredilere müteselsil kefil sıfatıyla taraf olduğunu, kredi alacağının sırasıyla ...ye, oradan ... A.Şye ve son olarak müvekkil şirkete devredildiğini, müvekkil şirket hisselerinin tamamının ...ye ait olması nedeniyle davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 142. maddesi uyarınca görevli 1 veya 2 Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı tarafın, kredi sözleşmesi asıllarının icra dosyasında bulunmaması yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, zira genel haciz yoluyla yapılan ilamsız takiplerde sözleşme aslının dosyaya sunulmasının zorunlu olmadığı; davacının ödeme emrini tebliğ alarak takibe itiraz etmediği, takibin kesinleştiği, davacı adına hacizler uygulanıp kıymet takdiri dahi yapıldığı, banka hesaplarının haczedildiği, bu nedenle 25 yıl sonra ileri sürülen imza itirazının incelenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca davacının taşınmaz kaydında temlik eden banka lehine tesis edilmiş ipoteklerin bulunduğu, bu ipoteklerin davacı tarafından bizzat imzalanarak davacının sahibi ve yetkilisi olduğu şirkete kullandırılan krediye teminat oluşturduğu, bu nedenle borç inkârının açıkça kötü niyetli oldu...