İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai şehrinde merkezi olan ve ilaç ve eczacılık sektöründe satış, pazarlama ve tedarik hizmetleri konularında hizmet sunan, başta Dubai olmak üzere özellikle orta doğu pazarındaki hizmetleri ve tebrübesi ile bilinen şirket olduğu, davalıların Türkiye'de başta onkoloji olmak üzere çeşitli türlerde ilaç eczacılık ürünleri ürünleri üretimi ve satış yapan ticari şirketler olduğunu, davalı şirketlerin Türkiye'de ürettikleri ilaç ve eczacılık mamullerinin Ortadoğu pazarında satışı ve pazarlanmaları konusunda hizmet ihtiyacı olduğu gerekçesi ile müvekkili ile davalılar arasında 18/09/2017 tarihli bir Tek...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1817 Esas KARAR NO:2025/686 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2018/997 Esas - 2022/348 Karar TARİHİ:27/04/2022 DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:24/04/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai şehrinde merkezi olan ve ilaç ve eczacılık sektöründe satış, pazarlama ve tedarik hizmetleri konularında hizmet sunan, başta Dubai olmak üzere özellikle orta doğu pazarındaki hizmetleri ve tebrübesi ile bilinen şirket olduğu, davalıların Türkiye'de başta onkoloji olmak üzere çeşitli türlerde ilaç eczacılık ürünleri ürünleri üretimi ve satış yapan ticari şirketler olduğunu, davalı şirketlerin Türkiye'de ürettikleri ilaç ve eczacılık mamullerinin Ortadoğu pazarında satışı ve pazarlanmaları konusunda hizmet ihtiyacı olduğu gerekçesi ile müvekkili ile davalılar arasında 18/09/2017 tarihli bir Tek Satıcılık ve Dağıtıcılık Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında ortadoğudaki 10 ülkede satış yetkisinin münhasıran davacıda olduğunu, sözleşme süresinin 10 yıl olduğunu, sözleşmede kar oranlarının da belirlendiğini ve ilk 5 yıl için toplam 22.829.510 USD, diğer 5 yıllık sürede ise 21.595.482 USD kar elde edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin edimlerini tam ve eksiksiz ifa ettiğini, 4 ay sonra TBK 33.md hükmü gereğince sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmeyi imzalayan kişilerin yetkili olduğunu, haberci ya da çevirmen statüsünde olmadığını, bu nedenle söz konusu maddeye dayanılarak sözleşmenin feshedilemeyeceğini, sözleşmeyi imzalayan kişilerin basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduklarını, feshin haksız olduğunu, davalı şirketlerin kusurlu olduğunu, bu nedenle davalı şirketin müvekkilinin zararını karşılaması gerektiğini, yoksun kalınan karın sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan alınmasını gerektiğini beyanla; davanın kabulüne, davalı şirket tarafından 05/01/2018 tarihinde yapılan feshin haksız olduğunun tespitine, Tahkikat sonucunda müvekkilinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 50.000,00 ABD doları maddi tazminatın sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarih olan 05/01/2018 tarihinden itibaren Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanan faizi ile birlikte fiilen davalıdan tahsiline, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Birleşik Arap Emirliklerinde mukim ...