Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 30/05/2018 tarihli 25.000.000,00 TL tutarlı, 05/08/2019 tarihli 25.000.000,00 TL tutarlı ve 09/06/2020 tarihli 50.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmelerinden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bankanın krediye asıl borçluya kullandırdığını, müvekkilinin kredi sözleşmelerinden doğan kefaletinin geçersiz olduğunu, davacı bankanın elinde asıl borçlu tarafından verilmiş farklı ve çok değerli taşınmazlar üzerinde ipotekler bulunduğunu, alacağını tümüyle karşılayan rehinle temin edilmiş olmasına rağmen...
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/397 Esas - 2025/620 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/397 KARAR NO : 2025/620
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/04/2024 NUMARASI : 2024/269 Esas 2024/265 Karar
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 28/02/2024 KARAR TARİHİ : 03/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 30/05/2018 tarihli 25.000.000,00 TL tutarlı, 05/08/2019 tarihli 25.000.000,00 TL tutarlı ve 09/06/2020 tarihli 50.000.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmelerinden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, bankanın krediye asıl borçluya kullandırdığını, müvekkilinin kredi sözleşmelerinden doğan kefaletinin geçersiz olduğunu, davacı bankanın elinde asıl borçlu tarafından verilmiş farklı ve çok değerli taşınmazlar üzerinde ipotekler bulunduğunu, alacağını tümüyle karşılayan rehinle temin edilmiş olmasına rağmen davacı bankanın kefile karşı takip yapmasının hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağı olarak gösterilen kredi çerçeve sözleşmesindeki kefaletin yetkisiz temsilci tarafından imzalandığından geçersiz olduğunu, takip dayanağı olarak gösterilen kredi çerçeve sözleşmesindeki yazılardaki imzanın atıldığı tarihlerde müvekkili şahısların şirket ortağı olmadıklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin dava konusu sözleşmelerden dolayı karşı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açılırken harcın eksik yatırıldığını, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk müessesine başvurulmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, menfi tespit davalarının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, itirazın iptali davası açılmış iken davacı borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuku yararı bulunmadığını, kredi taksitlerinin süresinde ödenmemesi üzerine kat ihtarnamesi keşide edildiğini ve firmanın borcunun muacceliyet kesbettiğini, kefalet beyanlarının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraflar arasında borcun yenilenmediğini, karşı davacının kefaletinin teminatı için tesis ettiği herhangi bir ipotek bulunmadığından kefaletten önce teminata başvurulması gerektiğine ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, menfi tespit davası olduğu, dava şartı arabuluculuğa ilişkin yukarıda da belirtildiği üzere konusu bir miktar para olan menfi tespit davalarında arabuluculuğa başvuru şartının 01/09/2023 ...