Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, kazaların hasar ile uyumlu olmadığı, hasarın kazadan meydana gelmediğinin belirtildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı son raporun müvekkili şirkete husumeti olan bilirkişi ...'ın düzenlediği rapor ile aynı olduğunu, 2/11/2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunun 6'ncı sayfasında, 8/7/2019 tarihli bilirkişi raporunda araçta oluşan hasarların beyan edilen...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/183 KARAR NO: 2025/749 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 8/11/2021 NUMARASI: 2017/1100 (E) - 2021/964 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 8/5/2025 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, kazaların hasar ile uyumlu olmadığı, hasarın kazadan meydana gelmediğinin belirtildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hükmüne esas aldığı son raporun müvekkili şirkete husumeti olan bilirkişi ...'ın düzenlediği rapor ile aynı olduğunu, 2/11/2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunun 6'ncı sayfasında, 8/7/2019 tarihli bilirkişi raporunda araçta oluşan hasarların beyan edilen hasarların kaza ile oluşmayacağının, özellikle sağ taraftaki hasarın manevra sırasında sürtünme biçiminde olacağı kabulünden hareketle süreklilik arz edecek bir iz bırakması gerektiğinin belirtildiğini; son raporun üçüncü sayfasının değerlendirme bölümünün, bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor ile aynı düzenlendiğini; yanılır ve denetime elverişlilikten uzak bilirkişi raporlarına göre kurulan hükmün temlik verenin geçirdiği kaza sonucu yaşadığı mağduriyeti artırdığını, asılsız senaryolarla kaza ile hasarın uyumsuz olduğuna kanaat getirilen bilirkişi raporu dikkate alınarak kurulan hükmün kabul edilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Somut uyuşmazlıkta, temlik eden dava dışı ... Dış Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... Sigorta Şirketi arasında, temlik eden dava dışı şirkete ait ... plakalı kamyonet cinsinden araca ilişkin 25/6/2016 başlangıç, 25/6/2017 bitiş tarihleri arasında geçerli kasko poliçesi düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta tartışılması gereken hukuki sorun, kasko sigortalı araçta, 10/5/2017 ve 14/5/2017 tarihlerinde meydana geldiği ileri sürülen hasarların, kasko sigortası kapsamında olup olmadığına ilişkindir.Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında, gerekse de rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının (KAKSGŞ) A.1'inci maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya a...