Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazın reddine dair verilen 18.10.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas ( Eski Esas- ...) sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının iddia ettiği alacağının varlığını ispat yükü altında olduğunu, davalının alacağı bulunmadığını, bulunduğu kabul edilse dahi zamanaşımına uğradığını, takipte ödeme emrinin usule uygun tebliğ edilmediğini, usulsüz tebliğ sonrasında...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1972 KARAR NO: 2025/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18.10.2024 tarihli ara karar. NUMARASI: 2024/329 E. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazın reddine dair verilen 18.10.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas ( Eski Esas- ...) sayılı dosya ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının iddia ettiği alacağının varlığını ispat yükü altında olduğunu, davalının alacağı bulunmadığını, bulunduğu kabul edilse dahi zamanaşımına uğradığını, takipte ödeme emrinin usule uygun tebliğ edilmediğini, usulsüz tebliğ sonrasında icra takibinin kesinleşmesi ve sonrasındaki haciz işlemlerinden kaynaklı olarak müvekkilinin mağdur olduğunu, davalının kötü niyetli olarak davacının banka hesaplarına koydurduğu banka hacizleri sebebi ile banka hesaplarını kullanamadığını, davacının davalıdan aldığı hizmet ya da bu hizmet karşılığında düzenlenip tebliğ edilmiş olan veya müvekkiline teslim edilmiş herhangi bir fatura söz konusu olmadığını, davalı taraf ilgili icra dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatarak demuraj alacağı olduğunu iddia ettiğini, kiralamayla ortaya çıkan demuraj kavramının, limanda veya demir yolu sahasında kendilerine ayrılan süreden daha fazla kalarak süresi geçen konteynerlere uygulanan bir ücret olduğunu, davacı ile davalı arasında taşımacılık sektörüyle alakalı ticari bir ilişkiden doğmuş borç veya demuraj borcu doğuracak bir ilişki olmadığını, icra takibine dayanak olarak 05.09.2012 tarihli bir adet faturanın davacı tarafından teslim ve tebliğ alınmadığını, icra takibinde, takip talebi ve ödeme emrinde yer alan yabancı para alacağının "TL" karşılığının gösterilmemesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, davacının ticari kayıtlarında davalı ile aralarında demuraj borcu doğuracak bir ilişki veya bu ilişkinin varlığına yönelik bir kayıt bulunmadığını, davalının iddia ettiği alacağın varlığını ispat edemediğini, ticari teamüllerinde para alınmadan hizmet verilmeyeceğinin açık olduğunu ileri sürerek, davacının davalıya icra takibi sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca, icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, aksi kanaatte ise teminatlı olarak durdurulmasına, mahkemenin paranın alacaklıya verilmemesi kanaatinde olması halinde teminatsız olarak bu yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aksi ha...