Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; davalıdan alınan borcun kısmen ödenmesine rağmen kendisinden bilahare borç miktarını aşan kambiyo senedi ve anlaşma sözleşmesi imzalatıldığı alındığından bahisle kambiyo senedi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine aşan miktar yönünden İİK m. 72/1 fıkrası uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı; arkadaşı ..., ... isimli arkadaşlarının döviz alış satış işiyle uğraştığını, bu işin helal bir kazanç olduğunu ve iyi getirisi olduğunu, isterse de sermaye ortağı edebileceğini, istediği zaman anaparasını iade alabileceğini belirtmiş olduğunu, anlaşma üzerine,...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/2203 KARAR NO: 2024/826 KARAR TARİHİ: 26/04/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/06/2021 NUMARASI: 2017/985 Esas, 2021/422 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR YAZIM TARİHİ: 29/04/2024 Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Dava; davalıdan alınan borcun kısmen ödenmesine rağmen kendisinden bilahare borç miktarını aşan kambiyo senedi ve anlaşma sözleşmesi imzalatıldığı alındığından bahisle kambiyo senedi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine aşan miktar yönünden İİK m. 72/1 fıkrası uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı; arkadaşı ..., ... isimli arkadaşlarının döviz alış satış işiyle uğraştığını, bu işin helal bir kazanç olduğunu ve iyi getirisi olduğunu, isterse de sermaye ortağı edebileceğini, istediği zaman anaparasını iade alabileceğini belirtmiş olduğunu, anlaşma üzerine, davacının döviz alış satış işine sermaye ortağı olmak için, 30.03.2016 tarihinde 55.000-TL, 13.05.2016 tarihinde 25.000-TL ve 08.06.2016 tarihinde 40.000-TL olmak üzere 120.000-TLyi davacıya göndermiş olduğunu, buna ilişkin dekontları dosyaya sunduklarını, elde avucunda ne varsa verdiğini, bu parayı da vermek için bankadan kredi çektiğini söylemiş olduğunu, elde avucunda ne varsa verdiğini, bu parayı da vermek için bankadan kredi çektiğini söylemiş olduğunu, başka para alamayacağını anlayan davacının telefonlarına çıkmamaya başlamış ve ısrarlı aramaları neticesinde ise, telefonuna whatsapptan ekte sunulu kendi el yazısıyla yazdığı belgeyi göndermiş, bu belgeden de görüldüğü üzere, davacı zarar nedeniyle içerideki sermayesini düşürmüş olduğunu, hal böyle iken, tefecilik yaptığını iddia etmesinin iftira olduğu savunmasıyla davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "...davacı taraf bonoların icra tehdidi altında, borçlu olmamasına rağmen verildiğini ispat yükü altında olup, davacı taraf bu iddiasını yazılı delil ile ispat yükü altındadır. Davacı bu konuda yazılı bir delile dayanmış değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereği, davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getiremediği anlaşılmış bu sebeple davacının ispat edilemeyen davasının reddine karar verilmiştir. Davalının icra inkar tazminatı talebi bakımından, İcra İflas Kanunu'nun 72.maddesinin 4.fıkrası gereği davalı lehine tazminata hükmedilebilmesi için icra takibinin durmasına karar verilmiş olması gerekmekte olup, mahkememizce davacının icra takibinin durdurulmasına dair talebinin reddedildiği, davalı lehine tazminat şartları oluşmadığı anlaşıldığından, davalının tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şek...