Mahkememizde görülmekte olan tanıma davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında ... kayıtlı ... Tahkim Mahkemesi'nin dosyasında iflasının istenildiğini, dosyanın kesinleştiğini, iflas masasının kurularak göreve başladığını, müvekkilinin tüm malvarlığının iflas masasına tahsis olduğunu, tasfiye memurunun görevinin devam ettiğini, müvekkilinin muamele merkezinin Rusya olduğunu, müvekkilinin iflas işlemlerinin Rusya'da yapıldığını belirterek, kesinleşen ... Tahkim Mahkemesi'nin ... sayılı iflas kararının MÖHUK 34-41'nci maddeleri gereğince tanınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı dava dilekçesi tebliğ olunmadan istinaf dilekçesiyle sunmuş olduğu beyan dilekçesinde "davacı ...'da 2018 yılında iflas ettiğini iddia etmekte, bu iddiasına...
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/153 KARAR NO : 2024/587
DAVA : Tanıma DAVA TARİHİ : 04/10/2022 KARAR TARİHİ : 18/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan tanıma davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında ... kayıtlı ... Tahkim Mahkemesi'nin dosyasında iflasının istenildiğini, dosyanın kesinleştiğini, iflas masasının kurularak göreve başladığını, müvekkilinin tüm malvarlığının iflas masasına tahsis olduğunu, tasfiye memurunun görevinin devam ettiğini, müvekkilinin muamele merkezinin Rusya olduğunu, müvekkilinin iflas işlemlerinin Rusya'da yapıldığını belirterek, kesinleşen ... Tahkim Mahkemesi'nin ... sayılı iflas kararının MÖHUK 34-41'nci maddeleri gereğince tanınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı dava dilekçesi tebliğ olunmadan istinaf dilekçesiyle sunmuş olduğu beyan dilekçesinde "davacı ...'da 2018 yılında iflas ettiğini iddia etmekte, bu iddiasına konu ettiği kararın tanınması için 04/03/2019 tarihinde tanıma davası açarak, ardından 15/03/2019 tarihinde ilk defa tacir sıfatını kazandığını, davacının, ilk davasını açtıktan sonra tacir sıfatını kazandığının anlaşılması ile ilk davayı takipsiz bırakarak kesinleştirmiş olup, ardından tacir sıfatını kazandığı tarihten sonraki tarihli olan huzurdaki davayı açtığını, yukarıda yer alan bilgiler kapsamında anlaşılacağı üzere, davacının tanınmasını istediği iflas kararının verildiği tarihte tacir olması gerektiği, olayda 15/03/2018 tarihinde iflas ettiğini iddia ettiği ve 15/03/2019 tarihinde ilk defa tacir sıfatını kazandığı gözetildiğinde davacının iflas tanıma davasının dinlenilmeyeceğinin açıkça anlaşıldığını, zira istinaf mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, davacının tanınması iddiasında bulunduğu iflas kararının verildiği tarihte Türkiye'de tacir olması gerektiğini, söz konusu tacir sıfatının dava tarihi ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, bu sebeple davanın usul yönünden ve ehliyet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini sunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... Mahkemelerince davacı gerçek kişi hakkında verilen iflas kararının tanınmasına dair şartların oluşup oluşmadığı noktasındadır. Mahkememizin uyuşmazlık açısından görevli ve yetkili olduğu, genel dava şartları açısından dahi usuli bir engelin bulunmadığı tartışmasızdır. Davacının belirtilen yabancı mahkeme kararının tanınmasını istemiş olması karşısında ise bu konuya ilişkin genel açıklama yapılmasında fayda bulunmaktadır. "Tanıma ve tenfiz davalarında; Tanıma davası, yabancı bir mahkemeden bir hukuk davasına ilişkin olarak verilen ve verildiği mahkemenin tabi olduğu hukuk sistemi uyarınca kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Türkiye'de de kesin delil ve kesin hüküm teşkil etmesini sağlamaya yönelik davalardır. Tenfiz davası ise; icra kabiliyetine sahip olan mahkeme kararlarının Türkiye'de de icra edilebilirliğini sağlamaya yönelik dav...