Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Raporunun yetersiz ve eksik inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiğini, raporda müvekkili ...'ın hisse devrinin gerçekleştiği Ocak 2017 ve öncesinde içinde bulunduğu olağanüstü psikolojik koşulların hisse devir tarihinde ayırt etme gücü üzerindeki olumsuz etkilerinin Adli Tıp Kurumu tarafından hiç dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun, ayırt etme gücü"nün varlığının tespitte nispilik kuralına mutlak surette uyulması gerektiğini kabul eden Yargıtay İçtihadı ve Doktrinine de açıkça aykırı olduğunu, huzurdaki davada,...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1218 KARAR NO: 2024/1292 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ: 21/05/2024 NUMARASI: 2022/699 Esas (Derdest) DAVA: Sözleşmenin İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu Raporunun yetersiz ve eksik inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiğini, raporda müvekkili ...'ın hisse devrinin gerçekleştiği Ocak 2017 ve öncesinde içinde bulunduğu olağanüstü psikolojik koşulların hisse devir tarihinde ayırt etme gücü üzerindeki olumsuz etkilerinin Adli Tıp Kurumu tarafından hiç dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun, ayırt etme gücü"nün varlığının tespitte nispilik kuralına mutlak surette uyulması gerektiğini kabul eden Yargıtay İçtihadı ve Doktrinine de açıkça aykırı olduğunu, huzurdaki davada, müvekkili davacı ...'ın, yıllarca en yakın aile bireyleri olan kardeşi ..., yeğeni ... ve ... Grubu'na girmesine ön ayak olduğu ... A.Ş. CEO'su ... tarafından, bilinçli şekilde, hissedarı bulunduğu şirketlerin mali açıdan kötü durumda olduğu ve iflas riski taşıdığına dair sürekli telkin ve yanlış bilgilendirmelere maruz kaldığını, davacı ...'ın, kendisinde bilinçli olarak aldatma kastıyla yaratılan iflas korkusu nedeniyle girdiği ağır depresyon sonucunda, kendi hayatından vazgeçecek noktaya gelerek, 2014 yılında intihara teşebbüs etmiş olduğunu, intihara teşebbüs sonrasında, davacı ... majör depresyon tanısı ile uzun süre Amerikan Hastanesi'nde psikiyatrik tedavi gördüğünü, bu süreçte kuvvetli antidepresan ilaçlar kullanmış olduğunu, bu denli ciddi bir depresyon süreci geçirmesine ve sağlıklı karar verebilecek durumda olmamasına karşın, sahip olduğu tüm hisseleri apar topar hile yoluyla elinden alındığını, hisselerini devretmeye sevk etmek amacıyla kendisinde bilinçli olarak ve kötü niyetle yaratılan iflas korkusu neticesinde, intihar edecek derecede korku ve ümitsizliğe kapılmış olan, intihara teşebbüs akabinde de majör depresyon tanısı ile uzun süre psikoterapi ve ilaç tedavisi gören davacı ...'ın, hisse devri tarihinde ayırt etme gücünün varlığı açısından elzem olan dış etkenlere karşı koyma ve işlemi yaparken iradesinin serbest olması şartlarına sahip olmasının mümkün olmadığını, bu suretle davacı ...'ın, değeri 100 milyon ABD Doları'nı bulan hisselerini devrederken, ayırt etme gücünün iradi unsurunun kesinlikle oluşmadığının aşikar olduğunu, öyle ki, Davacı ...'ın hisse devir bedellerinin kendisine tamamen ödenip ödenmediğinden bile bihaber durumda olduğunu esasen Adli Tıp Kurumu tarafından davacı ...'ın dav...