DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından, davalı şirketten, bordrolama işlemleri için geliştirilen Logo Programının kullanım hakkı ve veri tabanı satın alındığını, müvekkili şirketin, iş bu yazılım hizmetine ait tüm bedeli ödediğini, ancak davalı firmadan satın alınan programların hiçbir zaman gereği gibi çalışmadığını, davalı firmanın kendisine bildirilen teknik sorunlara ilişkin kalıcı çözümler üretemediğini, yazılım programının hiçbir zaman doğru bordrolama yapmadığını, dava konusu program ile hiçbir zaman iş takibi ve kontrolü yapılamadığını, puantaj kayıtlarının her ay tek tek elle girilmek suretiyle kaydedildiğini ve ciddi ek...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2020/1933 KARAR NO : 2023/1424 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 25/11/2019 NUMARASI : 2018/1119 E. - 2019/968 K. DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/11/2023 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından, davalı şirketten, bordrolama işlemleri için geliştirilen Logo Programının kullanım hakkı ve veri tabanı satın alındığını, müvekkili şirketin, iş bu yazılım hizmetine ait tüm bedeli ödediğini, ancak davalı firmadan satın alınan programların hiçbir zaman gereği gibi çalışmadığını, davalı firmanın kendisine bildirilen teknik sorunlara ilişkin kalıcı çözümler üretemediğini, yazılım programının hiçbir zaman doğru bordrolama yapmadığını, dava konusu program ile hiçbir zaman iş takibi ve kontrolü yapılamadığını, puantaj kayıtlarının her ay tek tek elle girilmek suretiyle kaydedildiğini ve ciddi ek iş yükü ve maliyetler yüklediğini, müvekkilinin dava konusu yazılım programından yararlanamamasının süreklilik kazanması sebebi ile karşı tarafa sözleşmeden dönme ihtarnamesi gönderildiğini, ödedikleri ücretin iadesinin talep edildiğini, ancak davalının bu ihtarnameye de bir geri dönüşü olmadığını, davalı firmadan satın alınan yazılım programındaki ayıbın, hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacak ölçüde olduğunu, zira satın alman program toplam 6 paket ve modül içermekte olduğunu, yaşanan teknik sorunlar nedeni ile müvekkili tarafından sadece ilk modül kullanılmaya çalışıldığını, bunun da hiçbir zaman doğru bordrolama hesaplaması yapmadığını, diğer modül ve paketlere hiç geçilemediğini, yargıtayın bu hususta, yazılım programı satışlarını eser sözleşmesi kapsamında değerlendirdiğini ve yazılım programının ayıplı olup olmadığının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, eserin ayıplı olduğunun anlaşılması halinde yüklenicinin iş bedeline hak kazanmayacağının kabulünün gerektiğine değindiğini beyan ederek fazlaya dair haklan saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile müvekkilinin ayıplı mal için ödemiş olduğu 147.300,00 Türk Lirasının sözleşmenin kurulduğu 21.11.2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, mahkeme dava konusu yazılım programının bedelin tamamının iadesini gerektirmeyecek derecede ayıplı olduğu kanaatinde ise ayıp oranında bedelin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın, yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu yetkili mahkemenin, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin dava konusu ... programın üreticisi değil, çözüm ortaklarından sadece biri olduğunu, bu nedenle müvekkilinin dava konusu yönünden pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, husumet ehliyeti bulunduğu varsayılsa dahi...