Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mobil elektronik haberleşme hizmeti sunan bir şirket olduğunu, davalının da aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalının GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarındaki hakim durumunu çeşitli yollarla fiili münhasırlık yaratmak suretiyle kötüye kullandığını, bu durumun Rekabet Kurumunun 23.12.2009 tarihli, ... sayılı kararıyla belirlendiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000.000,00.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 20.04.2011 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 5.000.000,00.-TL'ye çıkarmış ayrıca asıl dava dilekçesinde yer almayan 1.000.000,00.-TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Islahla yeni...
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/624 KARAR NO : 2024/229
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 09/07/2015 KARAR TARİHİ : 21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mobil elektronik haberleşme hizmeti sunan bir şirket olduğunu, davalının da aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalının GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarındaki hakim durumunu çeşitli yollarla fiili münhasırlık yaratmak suretiyle kötüye kullandığını, bu durumun Rekabet Kurumunun 23.12.2009 tarihli, ... sayılı kararıyla belirlendiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000.000,00.-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 20.04.2011 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 5.000.000,00.-TL'ye çıkarmış ayrıca asıl dava dilekçesinde yer almayan 1.000.000,00.-TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Islahla yeni talepte bulunulamayacağından ıslahtaki manevi tazminat talebi yönünden usuli zorunluluk sebebiyle dava önce tefrik edilmiş (Yargıtay 21. H.D. 2006/194-2652) ancak daha sonra bu husus ayrı bir dava konusu olmuş, daha sonra bu davalılar arasındaki irtibat doğrultusunda birleştirilmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili dava ve ıslaha karşı cevaplarında; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 06.06.2008 tarihinde yaptığı başvuru üzerine Rekabet Kurumunun ... tarihli, ... sayılı kararını verdiğini, davacının haksız fiilden karar tarihi olan 23.12.2009'da haberdar olduğu kabul edilse dahi dava tarihi olan 29.12.2010 tarihi itibarıyla bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas yönünden de Rekabet Kurulu kararına yapılan itiraz sonucunun (Danıştay 13. Dairesi ... sayılı dava) beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin hakim durumunu kötüye kullanmadığını, davacının zararın varlığı ve miktarını ispatlayamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl ve birleşen dosyada davacı vekili ... 09/02/2024 tarihli dilekçesinde davalardan feragat ettiğini, herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini bildirmiş olup ayrıca vekilin feragat yetkisi mevcuttur. Asıl ve birleşen dosyada davalı vekili ... 13/02/2024 tarihli tarihli dilekçesinde feragat karşısında herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediğini bildirmiştir. Davadan feragat HMK m.307. ve 311.maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK m.307 hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Esasen davacı vekilinin feragat yetkisi olup davanın niteliği gereği ise feragat hukuken sonuç doğurabilecek niteliktedir. Yapılan açıklamalar karşısında davacının, davadan feragat etmesi n...