Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılında kendisine ait müzik eserlerini seslendirerek, "..." ismiyle, "..." isimli internet platformu üzerinden yayınlamaya başladığını, şarkılarının ve isminin kısa süre içinde internette yayılarak oldukça popüler hale geldiğini, müvekkilinin internet üzerinden "..." ismi ile yapmış olduğu paylaşımları toplum nezdinde büyük ilgi gördüğünü, "..." isminin hızla kamuoyu tarafından tanınır hale geldiğini, davalı şirket ile müvekkilinin bundan iki yıl sonra çalışmaya başladığını, davalı şirket yetkilisi ve sahibi olan ..., müvekkilinin internette paylaştığı ve toplum tarafından büyük ilgi gören şarkılarını fark ederek müvekkile ulaştığını ve müvekkilinin internet ortamında paylaştığı şarkılarla yakaladığı ivmeden...
T.C. İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/97 Esas KARAR NO : 2024/116
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/03/2023 KARAR TARİHİ : 18/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılında kendisine ait müzik eserlerini seslendirerek, "..." ismiyle, "..." isimli internet platformu üzerinden yayınlamaya başladığını, şarkılarının ve isminin kısa süre içinde internette yayılarak oldukça popüler hale geldiğini, müvekkilinin internet üzerinden "..." ismi ile yapmış olduğu paylaşımları toplum nezdinde büyük ilgi gördüğünü, "..." isminin hızla kamuoyu tarafından tanınır hale geldiğini, davalı şirket ile müvekkilinin bundan iki yıl sonra çalışmaya başladığını, davalı şirket yetkilisi ve sahibi olan ..., müvekkilinin internette paylaştığı ve toplum tarafından büyük ilgi gören şarkılarını fark ederek müvekkile ulaştığını ve müvekkilinin internet ortamında paylaştığı şarkılarla yakaladığı ivmeden faydalanmak ve müvekkili ile iş ilişkisi içerisinde olarak müvekkilinin potansiyelini kullanmak amacıyla kendisiyle çalışma teklifi ettiğini, böylelikle taraflar arasında 11.11.2010 tarihinde bir menajerlik sözleşmesi; 25.03.2011 tarihinde ise bir yapım sözleşmesi imzalandığını, davalı müvekkilinin 2008 yılında ... isimli platformda kullanmaya başlayıp tanındığını, "..." müstear adının müvekkiline ait olduğunu bildiği halde, 2010 yılında müvekkili ile çalışmaya başladığında kendi adına marka olarak tescili başvurusunda bulunduğunu, taraflar arasındaki menajerlik ve yapım sözleşmesinin süreleri bittiğinde, müvekkilinin davalı ile yürüttüğü sözleşme ilişkisi sırasında mali olarak bir takım haksızlıklara uğradığını fark ettiğini, davalı ile çalışmaya devam etmek istemediğini ve kendisi yerine davalı adına kayıtlı olduğunu öğrendiği ... markasının da kendisine verilmesi gerektiğini davalıya ilettiğini, ancak davalının, müvekkilinin müstear adı olduğunu bile bile kendi adına tescil ettirdiği ... markasını, müvekkili ile olan ihtilaflı sözleşme sürecinden borçsuz olarak çıkabilmek için şantaj olarak kullandığını, davalının, bu talebe karşı müvekkile verdiği yazılı cevapta, marka tescilini müvekkilini korumak için yaptığını, tescil aşamasında müvekkilinin haberi olmadan bir takım prosedürel süreçler yaşadığını, ancak müvekkilinin müstear adı olan ... markasını, olması gerektiği gibi müvekkili üzerine devretmesi için, aralarındaki sözleşmesel ilişkinin sona erdirilmesine dair şartların müvekkili tarafından kabul edilmesini şart koştuğunu, davalının hem başkasına ait olduğunu bildiği bir adı kendi adına tescil ettirerek kötü niyetini gösterdiğini, hem de sonrasında müvekkiline ait olan adı geri vermek için müvekkilini bir takım şartlara kabul etmeye zorladığını ve bu kötü niyetli tescili şantaj aracı olarak kullandığını, bu sebeplerle davanın kabulünü, müvekkiline ait müstear ...