Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; kötü niyetle ve varlık kaçırmak amacıyla müvekkilini ortaklıktan çıkaran davalılar aleyhine açılan Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... esas ve 2016/... karar sayılı kesinleşmiş kararı ile müvekkilinin davalı şirketin %34 pay oranı ile ortağı olduğunun anlaşıldığını, davalılar ..., ... ve ...'un ....A.Ş'nin ortakları olduğunu, davalı ortakların bugüne kadar çok defa kötü niyetli işlem ve davranışlarla müvekkilini zarara uğrattıklarını, davanın açılmasına sebep olaylar ile davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler nedeniyle şirket ortakları arasındaki güvenin kaybolduğunu, şirketin aslında birden fazla kişi tarafından yönetiliyor gibi gözükse de müvekkili dışındaki davalı şirket ortakları arasındaki...
T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/775 KARAR NO : 2021/967
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - T.C.No:...- ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALILAR : 1- ... - T.C.No:...-... 2- ... - T.C.No:...-... 3- ... - T.C.No:...- ... 4-... TİC. A.Ş. - ... V.D.:...-... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 03/08/2018 KARAR TARİHİ : 17/11/2021 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; kötü niyetle ve varlık kaçırmak amacıyla müvekkilini ortaklıktan çıkaran davalılar aleyhine açılan Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/... esas ve 2016/... karar sayılı kesinleşmiş kararı ile müvekkilinin davalı şirketin %34 pay oranı ile ortağı olduğunun anlaşıldığını, davalılar ..., ... ve ...'un ....A.Ş'nin ortakları olduğunu, davalı ortakların bugüne kadar çok defa kötü niyetli işlem ve davranışlarla müvekkilini zarara uğrattıklarını, davanın açılmasına sebep olaylar ile davanın açılmasından sonra meydana gelen gelişmeler nedeniyle şirket ortakları arasındaki güvenin kaybolduğunu, şirketin aslında birden fazla kişi tarafından yönetiliyor gibi gözükse de müvekkili dışındaki davalı şirket ortakları arasındaki hısımlıktan kaynaklı olarak tek bir irade tarafından yönetiliyor olmasının, alınan karar ve yapılan işlemlerin davacının kasti olarak şirket dışında tutularak zarara uğratılmasına neden olduğunu gösterdiğini, davalıların hısımlıktaki yakın ilişkiden kaynaklı olarak şirketin menfaatlerini, paralarını çocuklarının, kendilerinin ya da yanında çalışanların hesaplarına aktardıklarını, haksız menfaat temin ettiklerini, 2006-2007-2008 ve 2009 yıllarında ana sözleşme, yasa ve mevzuat hükümleri gereğince her yıl yapmaları gereken genel kurul toplantılarını da yapmadıklarını, 2010 yılında ise müvekkiline usulünce bir davet yapılmaksızın genel kurul toplantısı yaptıklarını belirterek, şirketi yönetmek ve temsil etmek üzere kayyım atanmasına, şirketin feshi ile tasfiyesine ve şirketin uğradığı zararların tespiti ile belirlenecek zararların şirketi zarara uğratan ortaklardan tahsili ile şirket hesabına aktarılmasına, şirket ortaklarının gerçek kar-kazanç payının tespitine ve kar-kazanç payı dağıtımına izin verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirketin feshi ve tasfiyesi sonuçlandırılmadan ortaklardan kar-kazanç ve zararların tahsilini talep etmesinin mümkün olmadığını, bu taleplerin iş bu davada birlikte görülmesinin de mümkün olmadığını, müvekkili şirketin feshi için TTK'nun aradığı şartlar oluşmadığından, tasfiye sonrasında talep edilmesi ihtimali olabilecek taleplerin bu davada talep edildiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği iddiaların aksine kendi yapt...