İflasına karar verilen şirket adına tesis edilen işlemlerin iptalleri için, iflas tarihinden sonra şirketi temsil yetkisi kalmayan kişilerce şirket adına verilen vekaletnameye istinaden açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği hakkında.
7. Daire 2005/2963 E. , 2006/1373 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2005/2963 Karar No : 2006/1373 Temyiz İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına Gebze Gümrük Müdürlüğü Karşı Taraf :Müflis ... Sabun ve Kozmetik Sanayi Anonim Şirketi Vekili : Av.... İstemin Özeti : ... tarihinde iflasına karar verilen davacının, ... gün ve ... sayılı dahilde işleme izin belgesi ile geçici olarak ithal ettiği eşyaların muafiyet kapsamından çıkarılması üzerine, eşyalara ilişkin olarak hesaplanan ve Beyoğlu İflas Müdürlüğünce sıra cetveline alacak kaydedilen gümrük ve katma değer vergileri, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile cezai faizlerine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; davalı İdare tarafından verilen birinci savunma dilekçesinde, ihtilaf konusu alacağın, davacının, ithal esnasında vermiş olduğu teminat mektuplarından tahsil edildiği, bu sebeple ortada iptal ve terkini gereken bir alacağın kalmadığının bildirildiği, bu bildirimin ise, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31'inci maddesiyle atıfta bulunulan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 92 ve 95'inci maddelerine göre,''davayı kabul'' anlamına geldiği gerekçesiyle verilen, kabul sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı ve yargılama giderlerinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesi yolundaki ... Vergi Mahkemesinin ... gün ve E....; K:... sayılı kararının, münhasıran, yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Usul Hukukunda, "davayı kabul" davayı sona erdiren ve kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını doğuran taraf işlemlerinden birisidir Sözü edilen bu müessesede, davayı kabul eden davalı, davacının, dava açmakla ulaşmak istediği sonucu peşinen kabul etmekte, yani, davacının dava yoluyla elde etmeyi amaçladığı sonuca, mahkeme kararına gerek kalmaksızın ulaşmasına neden olmaktadır. Olayda, davacının dava açmakla ulaşmak istediği sonuç, adına tahakkuk ettirilen vergilerin ortadan kaldırılması olduğundan, davanın kabulü de, ancak sözü edilen vergilere ilişkin tahakkuk işleminin, davalı tarafından geri alınması ile mümkün olabilecektir. Oysa, davalı idare, tahakkuk işlemini ortadan kaldırmamış, sadece, davacının dava açmakla iptalini istediği işleme konu vergilerin başka bir yoldan (teminat mektuplarının irada intikali ile) tahsil edildiğini bildirmiştir. Bu bildirimin ise, Usul Hukuku kurallarına göre "davanın kabulü" olarak kabul edilmesi olanaklı bulunmadığından, yargılama hatası yapılmak suretiyle verilen "kabul sebebiyle karar verilmesine yer olmadığı'' yolundaki hüküm fıkrası yerinde değil ise de, davacı tarafından temyize gelinmemiş olması; davalı idare tarafından ise, münhasıran yargılama giderlerine yönelik olarak temyiz isteminde bulunulmuş olunması sebebiyle, söz konusu yanlışlık bozma sebebi olarak görülmemiştir. Yukarıda beli...