Tüzel kişiliğin sona ermesinden sonra münfesih şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemeyeceği hk.
Danıştay 7. Daire E. 2000/9566 K. 2003/4333 T. 16.10.2003 TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ MÜNFESİH ŞİRKET ADINA CEZA KESİLEMEYECEĞİ TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERMESİNDEN SONRA MÜNFESİH ŞİRKET ADINA TARH VE CEZA KESME İŞLEMLERİ TESİS EDİLEMEYECEĞİ HK. 2577/md. 2 , 15 Temyiz İsteminde Bulunan: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: .... Limited Şirketi İstemin Özeti: Katma değer vergisi beyannamesini vermediğinden bahisle takdir komisyonunca takdir edilen matrah üzerinden davacı adına resen katma değer vergisi salınması ve vergi zıyaı cezası kesilmesi yolunda tesis edilen işlemi; tasfiye edilerek ticaret sicilinden silinen şirketin tüzel kişiliği sona ermekle birlikte, kendisine ihbarname tebliğ edilen ortağın dava açmakta menfaati bulunduğu; esasen; olayda beyannamelerin verilmemesi nedeniyle takdir komisyonuna gidilmesi yerinde olmakla birlikte, uyuşmazlık konusu dönemde vergiye tabi herhangi bir faaliyeti olduğu yolunda yapılmış bir tespit bulunmadığından, tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptal eden .... Vergi Mahkemesinin 25.4.2000 gün ve E: 1999/591; K: 2000/216 sayılı kararının; tasfiyeye girmiş olmasının, davacının beyanname verme mükellefiyetini sona erdirmediği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ....'in Düşüncesi: Ticaret sicilinden silinmesiyle tüzel kişiliği sona eren şirketlerin haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsili hukuken olanaklı değildir. Bu nedenle, tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinmekle hukuk alemindeki varlığı sona eren münfesih şirket adına açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, işin esası incelenmek suretiyle verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ....'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2'nci maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde; iptal davasının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; aynı Kanunun 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde ise, ehliyetsiz kişi tarafından açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır. İdari Yargılama Hukukunda, ehliyet, kişinin medeni hakları kullanabilme yeteneği yanında, idare dava açmakta menfaatinin olmasını; diğer bir anlatımla, iptali istenilen idari işlemle, meşru, güncel ve doğrudan bir menfaatinin ihlal edilmiş bulunmasını da ifade etmektedir. Bu bakımdan; id...