Ruhsatlı yapının afete maruf bölge ilan edilen alanda kalması ve yapının kullanılabilmesi için zorunlu olan fen ve sağlık kurallarına uygunluğunu yitirmesi nedeniyle davacının gerçek zararı doğduğundan tazminata hükmedilmesi gerektiği hakkında.
6. Daire 2013/549 E. , 2013/4734 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2013/549 Karar No : 2013/4734 Temyiz Eden (Davacı): ... Vekili: Av. ... Karşı Taraf (Davalılar): 1- Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı Vekili: Av. ... 3- ... Belediye Başkanlığı Vekili: Av. ... - Aynı yerde İstemin Özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmaların Özeti: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: Duruşma yapılmasına gerek görülmedi. Dava, ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, … pafta, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ... Sokak, ... Sitesi ... Blok … numaralı dairenin, 28.06.2005 tarih ve 2005/109 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile "Afete Maruz Bölge" ilan edilen (ÖA1) alanda kalması nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 110.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 130.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun 39. Maddesi gereği yıkım kararının mevcut olduğu, bölgedeki taşınmazlardan sadece 57 tanesinin yıkımına karar verildiği, gerek dava tarihinde gerekse de karar tarihinde binanın henüz yıkılmadığı, bu haliyle de gerçekleşmiş bir zarardan bahsedilemeyeceği hususları bir arada değerlendirildiğinde tazminat şartlarının gerçekleşmediği, idarenin, kastı ya da ağır kusuru bulunmadığından manevi tazminata ilişkin şartların oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin birinci fıkrasında idarenin her tür eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, böylece idarenin hukuki sorumluluğunun çerçevesi çizilmiştir. İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için -kusursuz sorumluluk halleri dışında- idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerekmektedir. Hizmet kusuru ise, iradi bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde: "İlgililer haklarını...