Haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen vealacaklı amme idaresinin, mahallin en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağının öngörüldüğü, davalı idareye ara kararı ile sorulması üzerine, haciz varakası düzenlenmediğinin bildirildiği, bu durumda usulüne uygun yapılmış bir işlemden söz edilemeyeceği hakkında.
1. Daire 2000/50 E. , 2000/67 K.
"İçtihat Metni"
T.C. D A N I Ş T A Y BİRİNCİ DAİRE Esas No : 2000/50 Karar No : 2000/67
2840 sayılı Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunun Devlet eliyle işletilecek madenlere ilişkin değişik 2 nci maddesinin uygulanması hususunda ortaya çıkan duraksamanın giderilmesine yönelik istişari düşünce istemine ilişkin Başbakanlığın 21.3.2000 günlü ve Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü 1409 sayılı yazısıyla gönderilen Devlet Bakanlığının 6.3.2000 günlü 0589 sayılı yazısına ekli … Holding Anonim Şirketinin 25.2.2000 günlü ve 311 sayılı yazısında aynen: "Bor, elementer olarak 19.yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Ancak bileşenleri daha eski zamanlardan beri bilinmektedir. Ülkemizde Bor Cevherlerinin varlığının bilinmesi Romalılara kadar uzanmakta ise de ilk verimli madencilik işletmeciliğine 1861 yılında Balıkesir-Susurluk Sultançayır, Pandermit yataklarında Fransız "…" firması tarafından başlanmış olup bilahere bu şirketin işletme hakkı 1883 yılında Osmanlı Devletince kaldırılarak 1887 yılında İngiliz-İtalyan şirketi "…" firmasına verilmiştir. Bu firma daha sonra "…Ltd." şirketine dönüştürülmüştür. Bu arada ülkemizdeki bor potansiyelinin aranmasına ve işletilmesine yönelik olarak 1927 yılına kadar 642 yabancı şirkete işletme imtiyazı verilmişse de 1944 yılında büyük bir kısmı millileştirilmiş, ancak "… Ltd." isimli ingiliz şirketi varlığını 1950 yılında rezervlerinin tükenmesine kadar sürdürmüştür. Lozan Barış Görüşmeleri sırasında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat-4 Mart 1923), Cumhuriyet döneminde izlenecek ekonomik politikayı saptıyordu. Bu kongrede özel sektör öncülüğünde liberal bir politika benimsenmiştir. izmir İktisat Kongresi'nin Sanayi ve sorunları bölümünde Sanayi Bankalarının kurulmasından söz edilmektedir. Bu doğrultuda, 1924 yılında İş Bankası ve 1925 yılında maden işletme ve madencilik sektörüne kredi sağlama amacıyla Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur. İzmir İktisat Kongresi'nde kabul edilen kalkınma ve sanayileşme politikaları doğrultusunda yabancı sermaye, kömür bakır ve krom maden işletmeciliği başta olmak üzere, bu sektöre ortaklıklar şeklinde girmiştir. Bu dönemde Devlet, özel sektörün gelişmesini teşvik etmek amacıyla, 28 Mayıs 1927'de 1055 Sayılı Teşvik Yasası'nı çıkarmıştır. 1923yılında başlayan bu model istenen başarıyı sağlayamamış ve 1932 yılında yeni bir değerlendirme ile Devletçilik Politikaları benimsenmiştir. 1930'lu yıllara kadar, gerek Osmanlı Dönemi ve gerekse Cumhuriyet Döneminde, ülkenin doğal kaynaklarının tespitine yönelik bilimsel çalışmalar yapıldığını söylemek mümkün değildir. Bu belirsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla maden aramalarına başlanması gerektiği bi...