Tasfiye memuru, şirketin tasfiye dönemindeki temsilcisi olmakla, şirkete ilişkin tebligatları almakla yükümlü olup, tebellüğden imtina etmesi halinde diğer prosedürlerin devreye sokulması, en son olarak da ilanen tebliğ yoluna gidilmesi gerektiği hk.
Danıştay 4. Daire E. 1999/5368 K. 2000/5126 T. 7.12.2000 TASFİYE MEMURUNA YAPILACAK TEBLİGAT TASFİYE MEMURU, ŞİRKETİN TASFİYE DÖNEMİNDEKİ TEMSİLCİSİ OLMAKLA, ŞİRKETE İLİŞKİN TEBLİGATLARI ALMAKLA YÜKÜMLÜ OLUP, TEBELLÜĞDEN İMTİNA ETMESİ HALİNDE DİĞER PROSEDÜRLERİN DEVREYE SOKULMASI, EN SON OLARAK DA İLANEN TEBLİĞ YOLUNA GİDİLMESİ GEREKTİĞİ HK. 213/md. 10 , 94 Temyiz Eden : .... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İstemin Özeti : 1991 yılına ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı şirket adına ödeme emri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. ... Vergi Mahkemesinin, 16.9.1997 günlü ve E: 1996/1092, K: 1997/956 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93 üncü maddesinde, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bütün belgelerin ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli ve taahhütlü olarak adresleri bilinmeyenlere ise ilan yolu ile tebliğ edileceğinin belirtildiği, bilinen adreslerin neler olduğunun aynı Kanunun 101 inci maddesinde sayıldığı, bu maddenin 7 nci bendinde, yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen adreslerin bilinen adreslerden olduğunun açıklandığı, 103 üncü maddesinde ise, muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinin yanlış veya değişmiş olması ve başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması hallerinde ilanen tebliğ yoluna gidileceğinin öngörüldüğü, olayda, ödeme emrinin dayanağını oluşturan ihbarnamelerin, davacı şirketin tasfiyeye girmiş olması nedeniyle tasfiye memuruna tebliğ edilmek istenildiği, ancak ihbarnamelerin tasfiye döneminden önceki dönemlere ait olması nedeniyle tasfiye memurunca tebellüğden imtina edildiği, ancak şirket ortaklarının "...." adresinde ikamet ettiklerinin idareye bildirildiğinin, 4.3.1997 günlü ara kararı üzerine ibraz edilen belgelerden anlaşıldığı, aksine alınmış bir karar bulunmadığından tüm ortakların Türk Ticaret Kanunu'nun 540 ıncı maddesine göre şirketi temsil yetkisine sahip olduğu, bu durumda ihbarnamelerin tasfiye memurunca bildirilmesi üzerine tespit edilen adreste ortaklardan birine posta yoluyla tebliğ edilmesi gerekirken doğrudan ilanen tebliğ yoluna gidilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Davalı İdare, düzenlenen ödeme emri ve yapılan tebligat işlemlerinin yasaya uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülme...